Sevgili Peygamberimize -aleyhiselâm- "emîn" unvanını kendilerine nübüvvet ve risâlet vazifeleri tebliğ buyurulmadan çok önce, içinde bulundukları müşrik Mekke ahalisi vermişti. Emîn yani güvenilir insan olmak Şanlı Peygamberin sünnetlerinden biridir. Mü’min, inanılır, güvenilir insandır. Nitekim Peygamberler peygamberi, Müslümanı "elinden ve dilinden kimseye ziyan gelmeyen insan " diye tarif buyurmuşlardır.
Dün; 2 Kasım 2022 günü TBMM’de AK Parti grup toplantısı vardı. Bu partinin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşacaktı. Anayasa değişikliğine dair dile getirecekleri vardı. Farklı bir gündü. Ne söyleyeceği merakla bekleniyordu. Sn. Erdoğan, bir saate yakın konuştu. Çok mevzua temas etti. Tam veda ediyordu ki kendisine bir bilgi notu ulaştı. Ne olduğunu kendisinden öğrendik:
Geçen hafta, Moskova’dan gelen tedirgin edici bir haberle kapanmıştı. Rusya -yine- Sivastopol’da taciz edilmişti. Vladimir Putin de bunun üzerine tahıl sevkiyatını askıya aldıklarını açıklamıştı. Tahıl Mutabakatından çekildiklerini açıklamamış olsa da Ukrayna’nın yeni sevkiyatına müsaade etmeyeceklerini haber vermişti. Bunun üzerine önce Türkiye Millî Savunma Bakanı, mevkidaşı Rusya Savunma Bakanıyla görüştü. Onu da 1 Kasım günü öğleden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Başkanı Putin arasındaki telefon görüşmesi takip etti. Cumhurbaşkanımız, Putin’i aramıştı. Neler konuşulduğu paylaşılmadı. Ama tahmin etmek zor değil. Şunlar söylenmiş olabilir:
-İstanbul’da imzalanan Tahıl Mutabakatıyla nihâî çözüme dair hep beraber mühim bir adım attık. Sizinle Sn. Zelenskiy’i ev sahipliğimizde bir araya getirip silahları susturmak için zaman ve zemini kollarken şu son kararınızla tedirgin olduk. Dünya da endişe içinde. Bu kararınız, hem barışa giden yolu tıkayacak ve hem de yoksul ülkelerin daha yoksullaşmasına sebep olacaktır. Böyle bir karar, ne Rusya’ya ve ne de bir başka devlete bir kazanç sağlar. Ülkenizin sıkışmışlığını anlıyoruz, Sivastopol’a yapılan saldırıyı da tasvip etmiyoruz. Şu var ki böylesi hâllerde benzer durumlar olabiliyor. Biz, hem acele ve hem de kızgınlıkla alınmış bu karardan rücu edilmesini tavsiye ederiz…
Sn. Putin, muhtemelen şu cevabı vermiştir:
-Arkadaşlarla yeniden müzakere edelim. Size malûmat veririz.
O malûmat, Sn. Erdoğan grup konuşmasını bitirirken geldi. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Millî Savunma Bakanımız Hulûsi Akar’ı aramış ve mutabakatın aynen yürürlükte olduğu haberini vermiş. Sn. Erdoğan, bu haberi duyurduğu ân hazirun ayaktaydı ve gelen haberi alkışlıyordu. Yalnızca kalınan yerden devam edilmiyordu. Vladimir Putin, bir de tavsiyede bulunarak Somali, Cibuti ve Sudan’a öncelik verilmesini istiyordu.
Karar değişikliğinin sebebi, Rusya Devlet Başkanına gelen bir telefon değildir. Bu telefon, Sn. Putin’in hakkında defalarca "sözünün eri" ve "güvenilir bir devlet adamı" diye zikrettiği Recep Tayyip Erdoğan’dan gelmişti. Sn. Putin, geçmiş yıllarda da böyle konuşmuştu. Bu sıfatları son zamanlarda birkaç kere tekrarladı. Bu itimadından dolayıdır ki Türkiye’nin enerji merkezi olması teklifini yaptı. Sonra sözünü tekrarladı. Bu tarihî teklif, şu coğrafyada çok büyük değişimlere yol açabilir.
Bütün bunların sebebi, Sn. Erdoğan’ın bir sünnete riayet etmesinden dolayı "emîn insan" olduğu inancının muhatabında vicdanîleşmesinden ileri gelmektedir.
Şimdi sırada Şam-ı şerîf var:
Beşar Esad, kendi isteğiyle Başkanlıktan ayrılmalıdır.
Haziranda Türkiye ve Yunanistan’da seçim var. Aynı tarihte Suriye’de de seçim olabilir. Belli ki şu şartlarda yeni bir Suriye anayasası yapılamayacak. "Anayasa yapılsın, seçim ondan sonra olsun" tezi barış adına kayıptır. Türkiye de sivil bir anayasa yapamadı. Bizde de muhtemelen yeni meclis bunu gerçekleştirecektir.
Moskova’nın; Putin’in Esad ailesi üzerindeki nüfuzu bellidir. O hâlde Beşar Esad yerini vekiline bırakarak ayrılsın, Suriye seçime gitsin. Bu ülke de artık bir rahat nefes alabilsin…
Niçin "Şam-ı şerîf" dedik?
Osmanlı’da Suriye diye bir isim yoktu. Bugünkü Ürdün, Filistin, Lübnan, İsrail, Suriye ve Irak’ın bir kısmının tamamı, bizim tarihimizde Şam-ı şeriftir.
Şerefli Şam!
O kardeş topraklara yeniden şerefini kazandırmalı,
barış ve huzura kavuşturmalıyız.
Şüphesiz ki çok sığınmacı,
gurbette da’üs sıla, sıla hasretiyle
kavrulmaktadır.