"Sivil" kelimesi, Latinceden Fransızcaya, Fransızcadan da Türkçeye intikal etmiştir. Askerî olmayan, gayr-ı resmî olan, emir-komuta silsilesine bağlı bulunmayan, milletin tercih, arzu ve iradesini temsil eden demek…
Anayasa; ana-yasa, Esâs Kanun; bütün kanunî mevzuatın zirvesi, çatısı anlamına gelmekte. İlk anayasamız, 23 Aralık 1876’da devrin Payitahtı İstanbul’da Meclis-i Meb’usan’la kabul edildi. Sonraki 4 anayasa ise Ankara’da TBMM’yle kabul edildi.
İlk anayasanın ismi "Kânun-ı Esâsî"dir. 24 Mayıs 1924’e kadar mer’iyyette kalmıştır.
İkinci anayasa "Teşkilât-ı Esâsîye" adını taşır. 23 Maddelik bu kanun, esasında müstakil bir anayasadan ziyade Kânun-ı Esâsî’ye ek mahiyetindedir. 20 Ocak 1921-24 Mayıs 1924 arasında yürürlükte kalmıştır. Kânun-ı Esâsîyle çatıştığı hâllerde bu kanunda yazılı olan esâs alınırdı.
Üçüncü veya ‘21 Anayasanın aynı isimle genişletilmişi telakki edilirse "Teşkilat-ı Esâsîye Kanunu" 20 Nisan 1340/1924 Tarihinde kabul edildi. 27 Mayıs darbesinden sonra 20 Temmuz 1961’de yerini başka bir metne bıraktı.
Üçüncü yahut genel kabulle dördüncü Kânun-ı Esâsî, Esas Teşkilat Kanunu, "1961 Anayasası"dır. "Anayasa" kelimesi ilk defa bu metinle mevzuatımıza girdi. İlk referandum, halk oylaması da bu vesileyle hayatımıza dâhil olmuştur. 27 Mayıs 1960 Darbesiyle yapılan mezkûr anayasa, 9 Temmuz 1961’de kabul edilmişti. 12 Eylül 1980 darbesinde feshedildi.
1980 Darbesinden sonra yapılan anayasa ise 18 Ekim 1982 Tarihinde kabul edildi. Bu kanun 1987’den 2017’ye kadar birçok kere değişikliğe uğradı ve bu değişiklikler "yamalı bohça benzetmesiyle" yadırgandı ve yadırganmakta.
Saydığımız anayasalar, hukukçular arasında ’76 Anayasası, ’21 Anayasası, ’24 Anayasası, ’61 Anayasası, ’82 Anayasası şeklinde konuşulmaktadır. Her anayasa bir tez ve doktora mevzuudur.
Bu 5 Anayasadan "Teşkilât-ı Esâsîye" adını taşıyan ikisi kendi zamanlarına mahsus şartları taşır. İlki ve son üç anayasa ise kanlı cunta darbelerinin mahsulüdür. 1876 Anayasası Sultan Abdülaziz’in katlinden, 1961 Anayasası Başvekil Adnan Menderes ve iki vekilin idamından sonra yapılmıştır.
12 Eylül Anayasası ise bir soldan bir sağdan idamların gölgesinde hazırlanmıştır.
1982’den 2022’ye tam 40 yıl geçti:
’82 Anayasası, iki düzineye yakın değişiklik geçirdi. Bu sebeple "yamalı bohçaya döndü" alayına muhatap oldu. Alay ve hicvedilen bir anayasanın muteber olmayacağı, saygı duyulmayacağı bir gerçektir. Buna rağmen TBMM onu mahzene kaldırıp araştırmacılara bırakarak yeni, sivil ve medenî bir anayasa yapamadı.
Böylece millî irade tecelli etmedi. Yerli ve millî olmak anayasayla başlar.
"2023 Büyük Türkiye" dönemine geçerken böyle bir başlangıç, hukukumuza, siyâsetimize, milletimize ve devletimize çok yakışırdı. Geç kalındı fakat kapılar kapanmış değil. Şu dile getirdiklerimizi bugüne dek onlarca kere tekrarladık. Bugün bir kez daha yazmamızın sebebi başörtüsü, kılık kıyafette şahsî tercih ve aile varlığımızı güçlendirme, muhafaza ve korumaya dair yapılacak olan Anayasa değişikliğiyle doğan imkândır.
Anayasanın hangi şartlarla değiştirileceği 175. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre TBMM üye tam sayısı 600 vekilin en az üçte biri yazılı değişiklik teklifi verebilir ve üye tam sayısının 5’te 3’ü olan 360 milletvekiliyle değişiklik gerçekleşebilir.
Cumhur İttifakı, 334 Milletvekiliyle değişiklik teklifi verebilme imkânına sahipken anayasa değişikliği için gerekli olan 360’ı bulabilmek için diğer parti veya partilerin de kabul oyu kullanması gerekiyor. 360’a İYİ Parti, CHP ve HDP’den herhangi birinin oylarıyla ulaşmak mümkündür.
Temenni ederiz ki AK Parti ve MHP Meclis Başkanlığına yalnızca tesettür ve aileyle alâkalı değil, anayasayı topyekûn değiştirecek bir teklif versinler. Anayasa değişiklik teklifi, sivil anayasa taslağı aceleye getirilmeden 5 ay içinde tamamlanarak yapılabilir. Teklife diğer 3 parti birlikte veya ayrı ayrı veya onların vekilleri serbest iradeleriyle "kabul" diyebilirler.
Böyle bir sivil anayasa çalışmasında partilerin alacakları tavır, sandıkta karşılığını bulacaktır.
Adı işkenceyle kirlenmiş Diyarbakır Cezaevi müze yapıldığı gibi cunta ve darbeler zincirinin devamı, barut kokan ve adaletsizlik lekeleri taşıyan 1982 Anayasası da Hukuk Müzesine gönderilmelidir. Sivil bir anayasa yapmak için fırsat doğmuştur. Politik çekişmeler bırakılırsa şerden hayr çıkabilir.