SULTAN ŞEHRİN HÜKMÜ

Sesli Dinle
A -
A +
Trafik kesafetine yakalanma endişesiyle "Asrın Mitingi" de denebilecek Büyük İstanbul Mitingine vakitlice gittik. TV konuşması yapacağımız yüksekteki basın sahnesine çıktığımızda saat 13.00’e geliyordu, 18.00’e yaklaşırken de ayrıldık.
 
Geçen 5 saat içinde hep ayaktaydık.
 
Meydanın tamamına hâkim bu noktadan 7 Mayıs 2023 günü zamanın da mekânın da insanın da ruhunu okumaya çalıştık. Biz, vardığımızda meydan dolmaktaydı. Her yan ve her yönden sel sel insanlar akıyordu. Ellerde yükselen ay-yıldızlı bayrağımız, bir mukaddes nişane olarak gökle buluşturuluyor, heyecanlar birbirine ekleniyordu. Ülkeyi vatan yapan hangi değerler varsa, o müştereklerde buluşan meydandaki bu insanlar, farklı farklılardı. Kadın, erkek, açık, sarıklı-cübbeli her nev’îden, her sosyal çevreden vatandaş oradaydı.
TV konuşmamız haricinde, Türkmen ağzıyla "dineldiğimiz" yerden bu sosyolojiyi çözümlemeye, bu ruhu okumaya çalıştık. Bir taraftan bunu yaparken, bir taraftan da hafızamız, bir buçuk asırdan bu yana zamanı ve mekânı tarıyordu.
Hani dedik ya mekânın ruhu diye.
 
Mekânsız muvaffakiyet olmaz.
 
Mekân, muvaffakiyetin zaman ve imkânla beraber diğer bir unsurudur…
 
Yukarıdan, bir taraftan teyzeleri, tekerlekli sandalyedeki engellileri, kabına sığmayan kıpır kıpır gençleri gözlemlerken hafızamız da bizi, hatıralar göçüyle uzak günlerden günümüze taşımaktaydı:
 
Bu mahallin 1926’ya kadarki adı "Ayastefanos" idi. Yeşilköy olmasında Halid Ziya Uşaklıgil’in de payı bulunmaktadır. Türk milletinin tarihinde iki çok büyük felaket vardır:
 
Biri, yeni zamanlarımızdaki "çekirdek aile" hayatıdır.
 
Diğeri de "1293 Harbi" denilen 1877/78 Osmanlı-Rus Harbi’dir. Ruslar Kars, Ardahan, Erzurum dâhil hemen bütün Kuzeydoğu Anadolu’yu işgal etti, doğuda dehşetli bir "kaç kaç" yaşandı. Ecdadın vasfetmesiyle "Moskof" yalnızca şarktan değil, garptan da saldırdı. Bütün Balkanları yani Avrupa-yı Osmanîyi kaybettik. Rus ordusu, Ayastefanos’a; şu mitingi yaptığımız sahaya kadar geldi. Hatta buraya bir de anıt diktiler. Düşman, şehrin merkezi olan Fatih Camii’nden en fazla 15 km ötedeydi. Çekip gitmeleri, tahta yeni geçen Abdülhamid Han’ın inanılmaz diplomatik manevralarıyla mümkün oldu.
 
1911-12’lerden itibaren burada Türk Hava Kuvvetleri için başlangıç adımları atıldı. 14 Kasım 1914’te o aşağılık Rus abidesi ortadan kaldırıldı. İmha hadisesini sonradan Uzkıray soyadını alacak olan Fuad Bey isimli bir asteğmen filme aldı.
1936’lara gelindiğinde uzun bir unutulmuşluktan sonra ismi, şimdilerde çokça ve rahmetle yâd edilen Nuri Demirağ bu mitingin yapıldığı sahadadır. Adı geçen müteşebbis iş adamı, şimdiki Deniz Müzesinin olduğu sahaya bir tayyare fabrikası, Yeşilköy’deki Elmas Çiftliğine pist, hangarlar ve tayyare tamir atölyesi ile Gök Mektebi kurdu. Bu okuldan 7 yılda 290 pilot yetişti. Uçak ihracatı yapıldı. Uçuş talimleri, şimdiki miting alanında olmaktaydı.
 
Bu muvaffakiyetler, o büyük müteşebbisin sonu oldu…
Bu sahaya 1 Ağustos 1953 tarihi itibarıyla "Yeşilköy Havalimanı" adı verildi. 1985’e gelindiğinde artık merhum Kemal Ilıcak’tan ziyade eşinin yönettiği Tercüman gazetesinin açtığı kampanya ile tesisin adı "Atatürk Havalimanı" oldu. 2018’de İstanbul Havalimanı’nın hizmete girmesinin ardından bu alanda çok büyük bir Millet Bahçesi yapılmasına karar verildi. Havacılık hizmetleri, kargo uçuşlarıyla sürmektedir. Yeşilköy’ün bizim şahsî hayatımızda yarım asra yakın yeri ve hâtırası vardır.
 
Bütün bunları düşünürken meydan hıncahınç dolmuştu. O sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan sahayı evvela bir helikopter turuyla taradı. 16.44’te de konuşmaya başladı. O konuştukça meydan, kocaman bir yürek gibi gümbür gümbür atıyordu.
Bir cümlesi bilhassa dikkatimizi çekti:
 
-Allah’a şükürler olsun ki bir fâniye nasîb olacak bütün makamlara kavuştuk!
 
Evet doğru, öyle. Zaman, mekân ve imkân bizi doğruladı:
İBB Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Siirt’te bir şiir okumuştu. Şiir, yeni rejimin fikir inşâcılarından Ziya Gökalp’indi. Buna rağmen Sn. Erdoğan, sözde bir mahkeme tarafından hapse mahkûm edildi. Kararın infazı için 26 Mart 1999’da Pınarhisar
 
Cezaevi’ne alındı.
Şöyle düşündük:
Bu ceza, bu insana niçin verildi?
Cevap, açıktı:
Müslüman olduğu için!
 
Bin yıl için kurgulanmış 28 Şubat Mezalimi işliyordu. Kimseye haber vermeden arabama binerek sora-ede Pınarhisar’a giderek cezaevinde kendisiyle kucaklaştık. O günün sabık belediye reisi, bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a odasında baş başayken aynen şöyle demiştik:
-Tayyip Bey! Belki de kapılar bundan sonra size açılacaktır. Sabredin, kitap okuyun, lisan çalışın…
 
Daha başka gerçeklerden de söz ettik.
Geçen zaman bizi doğruladı.
Parti kurdu, başkanı oldu.
Başbakan oldu.
Cumhurbaşkanı oldu.
Lider oldu…
 
Parlamenter düzen terk edilerek Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçildiği için yeni dönemde bir defa daha Cumhurbaşkanı adayı. Şimdi, bu tarih dolu mekânda coşkun duygu ve büyük hedef aşklarıyla kendisini kucaklayan millete hitap ediyor.
Netice bellidir:
 
Şâir Nedim’in:
 
Bir sengine yekpâre acem mülkünü; bir taşına bütün diğer memleketleri feda ettiği Sultan Şehir, Fatih Sultan Mehmed Han Gazi’nin emaneti emsalsiz ulu belde, 7 Mayıs 2023 günü Yeşilköy nam tarihî mekânda "buyruğum oldur ki!" diyerek bir hafta önceden hükmünü vermiştir:
 
-14 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçiminin galibi Recep Tayyip Erdoğan ve Milletvekilliği seçiminin galibi de Cumhur İttifakı’dır. Gayrılar liyakate mâlik değildir! Cümle cihana duyurula!!!...
Ayasofya’nın kadrini bilenin, Allah da kadrini bilir.
 
Taksime câmi yapanın hakkı "el muzaffer daima" şânıdır!..
Bu şân, azîz milletimizin şerefidir.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.