Sn. İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığına oynadı fakat oyun kuramadı.
Partisinden değil, garip şekilde İyi Parti Genel Başkanı Sn. Akşener’den destek aldı.
CB adaylığı eline geçmeyince CB yardımcılığına râzı oldu ama ona da kavuşamadı.
14 Mayıs 2023’te 7’li Masa, Cumhur İttifakı ve 28 Mayıs 2023’te de Kemal Kılıçdaroğlu, Recep Tayyip Erdoğan karşısında seçim mağlubiyetine uğradılar.
Seçimi kaybeden partide parti içi muhalefetin harekete geçerek bu neticeyi faydaya dönüştürmesi her zaman karşılaşılan bir keyfiyettir. Üstelik bu mağlubiyetler Sn. Kılıçdaroğlu’nun ilk mağlubiyeti değildi. CHP’nin başına geliş şekli tartışmalı olan Kemal Bey, aradan geçen 10 yılı aşkın sürede girdiği hiçbir seçimi kazanamadı. Bu sebeple bugün politik hayatta bir ilk yaşanmaktadır. Asla seçim kazanmamış bir genel başkan ana muhalefet partisinin başında kalmaya devam ediyor. Bu devamlılık, bir süre sonra yapılacak kurultayda da pekişeceğe benzemekte. Garip olan bu durumun parti içinde gerçekçi şekilde sorgulanmamasıdır. Genel başkan partiyi tek tipleştirmiştir. Ulusalcı kanat, partide kalabilseydi bahsi geçen seçimlerde CHP-HDP/PKK vahim iş birliği yaşanmazdı. Meral Akşener’in 6’lı Masa’ya demediğini bırakmadıktan sonra dönüp tekrar gelmesi ve CHP sürüklemesiyle 6’lı Masa’nın ülkeyi bölmeye çalışan bir örgüt ve uzantılarıyla iş birliği yapması, mağlubiyetteki esaslı sebeplerdendir.
Gözlemcilerin ortak kanaati şudur ki Kemal Kılıçdaroğlu, aidiyet eksenli bir taraftar örgütlemesiyle CHP’yi hâkimiyetine almıştır. CHP iktidarda iken bombalanmış bir şehirden olan bir insan, bugün o partinin başındadır. Bu bir hesap sorma şekli midir? Onun cevabını tarih verir.
Kemal Kılıçdaroğlu bir defa daha ve üst üste seçimi kaybetmiştir. Fakat partinin başında kalmaya devam ediyor. Partide bunun sorgulanması gerekirken yapılmadığı için Sn. İmamoğlu, devrede. Ancak, o da göz doldurmuyor. Muğlak ifadelerle muhalefet etme gayretinde.
Bu usulle bir netice alınamaz.
İstanbullu, Ekrem İmamoğlu diye bir politikacı olduğunu O’nun İBB Başkanlığına aday olmasıyla öğrendi. Sn. İmamoğlu’nu İBB Başkanlığına kendi genel başkanı aday göstermişti. Hiç bilinmeyen bir isim iken seçimi kazandı. Seçimi kazanmasında günün şartları içinde vatandaşın iktidarın bazı icraatlarını kabul etmemesinin, bazı partililere kızgınlığının payı vardır. Şu var ki ilçe belediye başkanının mertebe katetmesi, onu farklı havalara büründürdü. Oysa gelişmeler farklı şekillendi; yeni İBB Başkan, İstanbul ve ardından da CHP için hayal kırıklığı oldu. Başkan, zahmetsiz şekilde değerli bir makama oturmuştu. Şimdi O’na düşen bu teveccühün karşılığını vermek ve İstanbul’a hizmet etmekti. Aksi oldu. Birçok teferruat meşguliyetten dolayı İstanbul’a hizmete vakti kalmadı. İlk günden hedefini tayin etmişti. Sn. Erdoğan, nasıl ki İstanbul’dan Cumhurbaşkanlığına yürümüştü O da bunu gerçekleştirecekti. CB olmak O’nda tutku hâline geldi. Hâlbuki selefi Recep Tayyip Erdoğan, hizmet bakımından çökmüş bir İstanbul’u devralmıştı. Gayretler sarf ederek İstanbul’u layık olduğu yerlere taşıdı. İstanbul da kendisine hizmet edeni o makamlara yükseltti. Ekrem İmamoğlu ise AK Partili Belediye’den pırıl pırıl bir İstanbul devraldığı hâlde O’nun döneminde şehir ve hizmetler, sürekli olarak geriye gitti. Varılan nokta itibarıyla İmamoğlu, partisi tarafından 2024’te Belediye Başkan Adayı gösterilmeyecektir. Gösterilse de seçilemez.
Muhalefet yapmak istiyor ama tutuk bir tavırda. Dilinde “değişim” diye müphem bir kelime var. “Eğer değişim olmazsa mahallî seçimleri de kaybederiz!” diyor. Bu söz, şayet İBB için yine aday gösterilirse seçim kaybına mazeret arayışıdır. Aslında demek isteyip de demekten kaçındığı cümle şudur: “CHP’nin başına gelmezsem seçimi kaybederiz!”
Şu seyre bakıldığında İmamoğlu, CHP’de CB adayı olamamıştır. Partiden istifa ederek 100 bin imza toplama yolunu da göze alamamıştır. CHP Kurultayında genel başkan adayı olması şüphelidir. Olsa da kazanması mümkün görünmüyor.
Ekrem İmamoğlu’nun Recep Tayyip Erdoğan taklitçiliği tutmadı. Bülent Ecevit taklitçiliği de tutacak gibi görünmüyor. Ecevit, 1972 Kurultayında İnönü’ye karşı aday olmuş ve devirmişti. Hâlbuki Kılıçdaroğlu delegesi, İmamoğlu’na geçit vermez.
CB olamayan, partisine genel başkan seçilemeyen bu isim için geriye sadece parti kurma imkânı kalıyor. Zaten bunu îmâ etti. Şüphesiz ki şartlarını taşıyan herkes parti kurabilir. Aslolan parti kurmaktan ziyade partiyi iktidara taşımaktır.
Ekrem Bey, hayatının hatasını işledi. Eğer İstanbul’a hizmetin kıymetini anlayıp buna yoğunlaşsaydı bugün hakkında farklı şeyler konuşulurdu. Külliye’ye giden yolun İstanbul’dan geçtiğini okuyamadı. Bu dualı şehre hizmetin ne demek odluğunu anlayamadı. Bir heveskâr acemiliğini aşamadı. Çevresini temizleyemedi.
Neydi o ceza mahkemesinin ara kararı üzerine Saraçhane’deki mahkûmiyet kutlaması?
Netice olarak:
İmamoğlu, Babayla ters düştü.
Köprüler atıldı.
Geriye ana kaldı.
Meral Hanımdan da O’na bir fayda gelmez.
Ana da zorda…
Taklit kaybettirir.
Şahsiyetli duruş daima kazançtır.
CHP, seçimler için cesur bir hesaplaşma yapamazsa küçülmekten kurtulamaz.