TEKERRÜR EDEN TARİH!..

Sesli Dinle
A -
A +
İİT-İslâm İşbirliği Teşkilatı, 57 devletten meydana geliyor. BM-Birleşmiş Milletler Teşkilatı, 193 ülkeden mürekkep. Bu üyelerin dörtte birden fazlasını İİT teşkil etmekte. Buna rağmen en nihayet 8 milyon küsur olan İsrail, Kudüs’e, Batı Şeria’ya, Gazze’ye, sivillere… Câmi, Cum’a, ramazan, kandil, kadın, çocuk, ihtiyar demeden saldırıyor. İçinde bulunduğumuz bu Ramazan-ı şerifte yine yaşanmakta.
 
Vaziyet böyle olunca beklenir ki İİT, saldırganın elini tutabilsin. Hâlbuki teşkilat, böylesi zamanlarda beylik iki kınama lafı dışında bir şey diyemiyor, bir şey yapamıyor. O zaman akla "İİT niçin var?" sorusu gelmekte. Soru haklıdır. İİT’nin bahsettiğimiz caydırıcı ve sözü dinlenir bir kuvvet hâline gelmesi, bunu gerçekleştirme işini Türkiye’nin üstüne almasıyla mümkün olur. Diğer 56 devletin üçte ikisinde devlet tecrübesi yoktur. İİT ve TDT, Türkiye Yüzyılının esas maddelerinden olmalıdır.
 
Suriye’nin kuzeyinde, Fırat’ın doğusunda inşası alttan alta devam eden Batılı başkentler destekli terör oluşumundaki saklı gaye, İsrail’i Fırat’a kavuşturmak ve Siyonistlerin "Nil’den Fırat’a Büyük İsrail" rüyasını gerçekleştirmektir. Bu, bugün bazılarına hayal gelebilir. 1908’de Meşrutiyet için dağa çıkanlara da "1948’de Filistin Yahudi yurdu olacak!" denseydi bu söze asla inanmazlardı.
 
Siyonistler, İsrail’i 1948’de küçük bir Filistin toprağı üzerinde kurdular. Vaktiyle Sultan Abdülhamid’den bir çiftlik kadar yer istemişlerdi. Hünkâr, bunu reddettiği gibi Filistin’in tapusunu kendi üstüne aldı. Şahıs malı hukuki teminatı kazanılsın istemişti. İsrail de Yunanistan gibi kurulduğundan itibaren sürekli genişledi. Bugün Suriye ve Mısır arasında yayılmıştır. Filistin’e mendil kadar bir yer kalmış bulunuyor. Suriye iç savaşının çıkmasında Siyonistlere Fırat yolunu açma emelinin büyük payı vardır.
 
Evanjelistlerle kurulan Haçlı-Siyon iş birliğinin düzenlediği Kudüs gaspı ve Mescid-i Aksa tecavüzlerinin, ileride Mekke, Medine ve Kâbe-i şerif için de tatbikat olmadığı söylenemez. Tedbirleri en kötü ihtimale göre düşünmek bir kayba sebep olmaz. Devlet, en az 50 yıl sonrasına göre tasavvurlarını geliştirir.
 
Bu bölgede 7 asra yakın bir zaman Türk bayrağı altında, tek devlette her kültürden insanlar olarak birlikte yaşadık. Bugün de devletler hâlinde barış içinde bir arada yaşanabilir. Huzur ve barışı ihlâl eden bize rağmen kurulmuş olan İsrail’dir.
Kurulduktan daha doğrusu İngilizler tarafından kurdurulduktan sonra tek gün bile Nil’den Fırat’a devlet olma idealinden taviz vermedi. Bugün 6’lı Masanın terör örgütü uzantılarıyla müttefik olmaları, tarihin kötü bir tekerrürü olabilir. Tahminlerin ötesinde hassas günlerdeyiz. Bir kere daha söyleyelim ki 14 Mayıs seçim değildir.
 
İsrail, kurulmasına geçit vermeyen Abdülhamid Han’ı hiç unutmadı. Tehlikenin farkında olmayan gafiller devrin masaları etrafında toplanıp toplanıp dağıldıktan sonra "Koca Hünkâr"ı tahttan indirdiler. İstanbul veya Bursa yahut başka yakın bir yerde mümkün değilmiş gibi apar-topar Selanik’teki Yahudi Alatini biraderlerin köşküne naklettiler ve burada nezaret altında tuttular. Zaman, Sultan’ın haklı olduğunu gösterdi. Ancak, imparatorluk gitmişti. Buna rağmen bugün olmuş bazı gafiller, TV’lerden hâlâ Abdülhamid Han’a hakaret edebilmekteler.
 
En kat’i hakikattir ki zulüm pâyidar olmaz. Mazlumun ahı,
arkasında kim ve hazinesinde hangi servet olursa olsun zalimi en ummadığı anda yere serer. Sonuçta mücadele hak ile bâtıl arasında cereyan ediyor. "Hak, geldi, bâtıl zâil oldu.” Rüya, gören İsrail, er veya geç hakikatle karşılaştığında büyük hüsrana uğrayacaktır. Siyonistler, mazlumların gözyaşında boğulmaktan kurtulamazlar.
 
Devri iktidarında çok zor şartlar altında bile büyük kalkınma hamleleri yapan, Abdülhamid Han’a Fransız tarihçi Albert Vandal "Kızıl Sultan" diye iftira attı. Muhalifleri de "müstebit" deme vicdansızlığını gösterdiler. Müstebit diyen İttihadçılar, orada kalmıyor, meydanları da "kahrolsun istibdat" sesleriyle dolduruyorlardı. Bu mağlup, çirkin sloganın bugün de hem de bir hanım tarafından tekrar edilmesi ne hazindir. Bunu dedi ve o kendine güvenle masayı devirdi. Fakat nedense bir dünya dolusu hakaret yağdırdığı o masaya kısa süre sonra süklüm büklüm olarak geri dönmek zorunda kaldı.
 
Masa artık 6’lı değil, 7’li. Masadakiler, şimdi iktidar olma ateşiyle memleketin birliği ve devletin istiklalini tehlikeye atacak bir pazarlık içindeler.
Bu nedir?
Dolaylı yoldan İsrail’e hizmet!..
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.