TEMEL GÜNDEM

Sesli Dinle
A -
A +
Evvela son 30-40 senedir kendinden çokça söz edilen şu “gündem” kelimesi üzerinde durmalı… Kelime, insanın hikâyesidir. Hikâye veya insanın gerçeği. Her hakikat, “ol!” demekle başladı. Yüce Allah, “ol!” dedi ve insan ve her şey oldu. İki harf, tek hece, tek kelime ve beşer idrâkini aşan kâinat…
 
Kelime, tefekkürün anahtarı.
 
Kelime, insana emanet.
 
Gündem, “gün” ve “dem” kelimelerinden oluşur. Günün anlamı bellidir; “şâhâne bir gün geçirdik!” dendiğinde vaktin dolu dolu yaşandığı haber verilmiş olur. Dem de bellidir. Tasavvuf pîrlerinin “dün öldü, yarın meçhul; ân bu ân, dem bu dem!...” sözleri, yol gösteren meş’ale gibidir. Lûgat, “gündem, ruznâme karşılığıdır” der. Ruznâme, Farsça “rüz” ile “nâme” kelimelerinin terkibidir. Farklı açıklamaları olsa da “günlük” en yerine oturan karşılıktır. Denir ki “gündem kelimesi, Latince “agendum” kelimesinden esinlenerek yapılmıştır.  
 
“Gündem” bir milletin, o günlerde en fazla konuştuğu konu ve konular demektir. Daha çok siyasi bahislerle alakalıdır. Çarşı-pazar, altın-döviz, enflasyon, kira…. komşu devletlerle ihtilaf gibi mevzular, gündemi tayin eder.
 
Gündem teşkil eden unsurların bazıları mevsimlik, bazıları yıllara sârî, bazılarıysa asırlıktır. Birkaç ay öncesinde milletvekili ve cumhurbaşkanı seçimi gündemdi. Şimdi mahallî seçimler gündem olmakta. Kiralardaki dehşet verici yükseliş, her türlü mal, malzeme, mutfak ihtiyacı ve aile giderine dair fiyatlarsa halkı en ziyade alakadar eden en can alıcı gündem maddelerdir. Afet ve yangınlar yürek yakan gündemlerdir. Sıralamayı gaz, elektrik, su, telefon, akaryakıt… diye uzatmak mümkün. Şu var ki bunlar bir gün biter ve bir gün her şey olağanlaşır…
 
Temel gündem konuları ise bir milletin varoluş ana değerleridir.
 
Din, dil, tarih, vatan, ahlâk… onların başında gelir.
 
Bu sebepledir ki manevi kalkınma olmazsa maddî kalkınma tek başına yetmez. Büyük İskender, Makedonya’dan cenubî Asya’ya kadar gitti; Cengiz, Moğolistan’dan garbî Anadolu’ya kadar yaka-yıka geldi, SSCB, Avrupa’nın yarısını ve bunun gibi Asya’nın da yarısını işgali altına aldı ama bunların hiç biri yarınlara kalamadı. Büyük Britanya ve ABD’yi de bu akıbet beklemektedir. Maddi ve manevi yükselişi ezan ve kılıç sesinde ahenge ve buradan da adalete kavuşturan Osmanlı Cihan Devleti ise 6 buçuk asır yaşadı. 7 iklimdeki eserleri ve mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’yle de yaşamaya devam etmekte.
 
Temel gündemimiz bugün de yarın da temel mes’elelerimizdir:
Ehli Sünnet ve Cemaat amel ve itikadında olmak, milletimize çifte su verilmiş çelik iradeli yapmış ve onu toplam ömrü, bin yılı aşan devletler inşa etme kabiliyetine kavuşturmuştur. Ne var ki İslamiyet, bugün Selefilik, Vehhabilik, Şia ve reform tehdidi altındadır.
 
Cihangir atalarımız, yalnızca topraklar fethedip onları vatan kılmadılar. Kelimeleri, zevkleri ve örfleri de fethedip millî hançere ve millî üslûbumuzla imparatorluk dili seviyesine yükselttiler. Bu itibarla bir kelime yüzlerce yıl evvelinden Türkçenin ses kumaşına dâhil olmuşsa tasfiyecilik, arı dil, öz Türkçe… diyerek onu ölüme mahkûm etmek, Süleymaniye Camii’nin duvarlarından Koca Sinan’ın eli veya nazarı değmiş mübarek taşları sökmekten farksızdır. Türkçe 1930-80 arası 50 yıl boyunca tasfiyecilik, öz Türkçecilik zulmü yaşadı. Günümüzdeyse İngilizcenin işgaline maruz kalmıştır. İşgal, artan bir hızla devam ediyor. Acı ile tekrar edelim ki “Türkçe melez bir dil oldu”.
 
Tarih vadisi de iç açıcı değil. Gençlik magazin peşinden sürükleniyor. Tarih, Kaf dağının ardındadır. Tarih bölümü mezunlarına yeniden öğretmenlik hakkı verilmelidir.
 
Ahlaka gelince; değerler çok kişide iflasa döndü. Büyük şehirler fiilen plajlaştı. Türlü alandaki ahlaki çöküntü, muhafazakâr iktidardan alınan intikam kalemlerinden biridir.  
 
Vatan, anlayışlarda arsalaşmakta!.. Villa sevgisi, vatan muhabbetini aştı. Mali imkânı olduğu hâlde “Ne demek bedelli askerlik? Ben, aslanlar gibi askerlik yapacak ve gerektiğinde vatanımı müdafaa edeceğim!” diyen gençler herhâlde vardır ama kaç elin parmakları kadardır?
 
Gelip geçici gündem maddelerine olduğundan fazla bağlanınca temel gündem kaybolmakta. Temel gündemini kaybeden bir millet yarınlarını yitirmiş demektir.
 
Daimî gündem:
 
Dindir, dildir, tarihtir, ahlaktır, vatandır…    
 
Ne yazık ki manevi sahada kalkınma değil, düşüş, çöküş, çürüme yaşanıyor. Fakirlik ve mezâlim zamanlarında imtihandan yüz akıyla çıkanlar, varlık günlerinde kendilerini kaybettiler.
 
Gereği, her ne pahasına olursa olsun yapılmalıdır.
 
Ne zaman?
 
-An bu an, dem, bu dem!
 
Güneş, doğar ve batar!..
 
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.