"Terör" bir kişi, cemiyet veya millete şiddet uygulayarak ona zarar vermektir. Kelime Türkçe’de "tedhiş"le ifade edilirdi. "Terör" denince sadece silahlı saldırıyı anlamak eksiktir. Terörün maksadı, hedef aldığına zarar vermek olduğuna göre kitlevî ziyan veren diğer eylem veya sebepler de terördür. Bize göre silahlı tedhişin yanı sıra uyuşturucu satıcılığı ve aileyi sarsan boşanma da terördür.
Terör, ideolojisini silahla hayata geçirmek ister.Uyuşturucu taciri, parayla nesilleri çürütür.Boşanma, sabırsızlıkla aileyi çökertir...
Bursa gibi bir ilimizde uyuşturucu tacirlerine karşı bir buçuk ay içinde ikinci kere operasyon yapma mecburiyeti hâsıl oldu. 7 Kasım 2022’deki son baskında bin 700 polis, 3 İHA, 1 helikopter ve çok sayıda hassas burunla sabahın 06’sında 170 hedefe baskın yapıldı. Nezarete alınan şüpheli sayısı 95’tir. Bu çaptaki yıkıcı bir faaliyet ticaret değil, terördür. Uyuşturucu failleri de dağdaki eşkıya gibi teröristtir…
Şu tablo, ürkütücü olsa gerek:
Bugün Türkiye cezaevlerinde uyuşturucudan yatan tutuklu ve mahkûm sayısı 100 binden fazladır. Ülkemizdeki yıllık boşanma sayısı ise 200 bine yakındır. Silahlı terör, 40 yılda en az 40 bin insan kaybına sebep oldu. Mali kayıp ise yüz milyarlarca lira.Silahlı, eli kanlı, bölücü terör yurt içinde yok edilirken yurt dışında da tek tek veya inlerinde yapılması gereken yapılmaktadır. Asker, jandarma, polis, İstihbarat… muazzam bir mücadele vermekte.Silahlı terör, 3 unsura muhtaçtır:
İnsan,Para,Meşruiyet.Bölücü örgüt, yurt içinden insan devşiremez hâle geldi. Uyuşturucu ticareti, örgütün para kaynağıdır. Uyuşturucu, Afganistan’dan bu yana bütün ülkelerle alâkalıdır. Meşruiyet ise Türkiye ile hesabı olan devletlerin örgütü haklı, mazur ve korunmaya layık bulmalarıdır. Hemen bütün Batı böyledir. Onlardan ikisi, İsveç ve Finlandiya NATO üyeliği için rızamıza muhtaç olduklarından kapımıza düştüler. İsveç Başbakanı randevu isteyip Ankara’ya kadar geldi. İnandırıcı teminat alamazsak isteklerine kavuşamayacaklar…
Devlet, silahlı teröre karşı da uyuşturucu terörüne karşı da çok ciddî şekilde mücadele vermektedir…Mevzumuz olan üçüncü terör unsuru boşanmadır.Boşanma, sosyal bozulma hâline gelmiştir. Türkiye’de yıllık evlenme sayısı 600 bin kadardır. Yıllık boşanma ise bunun üçte biridir. Her sene 600 bin yuva kurulurken 200 bin yuva da dağılmaktadır. Her üç terör çeşidi, Türk Devlet ve milletine musallat olmuştur.
Silahlı terörün hedefinde Devlet,Uyuşturucunun hedefinde gençlik vardır.Boşanma ise aileyi tehdit ediyor.Eskiden ecdada yapılan bin türlü haksızlıktan biri de şuydu: "Osmanlıda kadının değeri yoktu. Erkek ‘boş ol’ derse boşamış olurdu!" Bir devlet, adalet olmadan bırakınız 7 asrı 70 sene yaşayamaz. Bir önceki Devlet düzenimizdeki yıllık boşanmalara dair mahkeme kayıtlarının olduğu "Kadı Sicilleri" bugün artık el altındadır. O gün on yılda olan boşanma sayısı, bugün yılda meydana geliyor.
Yapılacak değişiklikte aileyi koruyacak tedbirleri de Anayasaya dercetmek gâyet isabetlidir. Ancak düşünülen değişiklik, tehlikenin büyüklüğünü ortadan kaldırmaya yetmez. Aileyi her türlü tehlikeye karşı korumak şarttır. Boşanmalar böyle giderse başka zararlıya lüzum kalmayabilir!..
Evlilikler, 5’er yıllık devreler hâlinde her yönüyle mercek altına alınarak boşanmaların mânevî, mâlî, insanî… bütün sebepleri tespit edilmeli ve önleyici ve kalıcı çâreler bulunmalıdır…