İznik'i görmüş müydünüz? İki hafta evveline kadar biz de görmemiştik. Bursa'nın bu ilçesine onarıma muhtaç bir yolla gidiliyor. Bursa, Yalova, Adapazarı gibi merkezlere yakın. Şirin dağlarla güzelim İznik gölü arasında ve yeşillikler içinde tarihi bir mekân. İznik'e bir kaç saatliğine de olsa çini hasretiyle gitmiştik. Bu vesileyle bir kere daha kahverengi tabela problemiyle karşılaştık. Daha ilk dönemeçten başlayarak İznik ismi Latince karşılığıyla yazıyordu. Bunu bir çok tarihi ziyaretgâhta görüyoruz. Hayır bir çok değil hepsinde. Yazılmasın mı? Zaruret varsa yazılsın ama bir başka milletin kenti olduğu intibaını vermeden. Anadolu'nun değişik yerleşim birimlerinde olduğu gibi İznik'i de ne yazık ki yabancı kimliği ön plana çıkartılmış olarak gördük. Bu turizm değildir. Bu yabancılaşma. Kendi kültüründen uzaklaşma. Kendi topraklarımızı yabancılara mal etme. Hem neden İngilizce değil de Latince, Yunanca? İznik, bir Selçuklu, Beylikler Devri ve Osmanlı şehri. Her yerde Türk mührü olması gerekirken baskın unsur Roma kalıntıları. Onların sarayları, mezarları vs. daha göze çarpmakta. Diğer medeniyet eserleri yok mu edilsin, ihmal mi edilsin? Hayır. Böyle bir tutum hata olur. Önceki medeniyetlerden gelen bütün zenginliklerin mirasçısı ve sahibiyiz. Ancak önceliği kendi dedelerimizden kalanların alması gerekir. Bizi temsil ve ifade eden ecdadımızın mirası. Şehirde ne yazık ki Roma dönemi ön plana çıkartılmışken Osmanlı gölgede kalmış. Dışarıdan gelen ziyaretçide uyanan intiba bu. İlk göze çarpanlar Yeşil Cami, Çandarlı Hayreddin Paşa Türbesi, Sarı Saltuk Türbesinden ziyade diğerleri. İznik'te dizi dizi çarşılar, çini atölyeleri, çini ustalarıyla karşılaşacağımızı bekliyorduk. Hayal kırıklığına uğradık. Roma eserlerine gösterilen kadar olsun çiniciliğe önem verilip, İznikli zenaatkâra destek olunsaydı şimdi bu çorak manzarayla yüz yüze gelmezdik. Camiler ve türbelerden çiniler sökülüp götürülmüş. Medeniyetimiz, bir talan dönemi yaşadı. O dönemden sonra uzunca bir zamandan beri de ihmal dönemine şahit olmaktayız. Bulgar, Yunan, Yugoslav, Arnavutluk, Macar.... şehirlerinden birinde bile Türklerden kalan eserlerde herhangi bir tabelada Türkçe bir ibareyle karşılaşmak mümkün mü? Asla. Bizdeyse aksi yapılmakta. Yer üstündeki öz zenginliklerimiz çok kere tahsisat yetersizliği gibi gerekçelerle yıkıma terk edilmiş olarak dururken, yer altından diğer eski devirlere ait olanlar hiçbir zahmet ve masraftan kaçılmadan gün yüzüne çıkartılmakta. Önce çıkartılıyor, sonra da başlarına kahverengi tabelalar dikiliyor. Eser yabancı, dil yabancı. Demezler mi insana bu Türkler ne arıyor buralarda? Veya işgalci denmez mi? Bazılarının iddiası o ya. İznik bir tanesi. Aynı vahamet bütün coğrafyamızda. İşte dikkatlik konulardan biri de bu. İlçelerin il olması değil, bizim olması ve bizim kalması mühim.