Turist

A -
A +

Her şerde bir hayır vardır. 11 Eylül saldırıları üç bakımdan Türkiye lehine oldu. Birincisi, bu vesileyle ABD, tediyesi kararlaştırılmış krediler için IMF'ye yeşil ışık yaktı. Türkiye'nin konumu ve önemi şiddetle anlaşılmıştı. Eğer o kredileri alamasaydık kriz daha ağır ve daha uzun olabilirdi. İkincisi, Türk askeri Afganistan'a gitmekle kalmadı bir zaman sonra komutayı da deruhte etti. Üç unsurumuzun daimi surette milletlerarası planda olması gerekiyor. Diplomasi, ticaret ve askeri güç. Kâbil, o anlamda yeni bir alandır. Askerimizin Orta Afrika'dan Balkanlara, Kudüs'ten Afganistan'a kadar uzayan geniş coğrafyada yer alması bizim dünyada var olduğumuzun isbatıdır. Üçüncüye gelince... O, kendiliğinden ortaya çıktı. Allah'ın bir lütfu. Hesap-kitap ediliyordu. Şu kadar batılı turist gelecek. Şu kadar para kalacak vs. Batılı turist ne yazık ki umulan sayıda gelmedi, hesaplar alt-üst oldu. Normaldir. Çünkü tek kapıdan müşteri beklenmekte. Tek kapı, iki mekân ve magazinel bir anlayış. Turizm denince bakanlık için de, yatırımcı için de iki merkez var. Antalya ve Kuşadası. Her yerin ve her kalem turistik faaliyetin göz ardı edilerek sadece bu iki noktanın ön plana çıkartılması artık can sıkıcı hal aldı. Magazinel anlayış da malum. Güneşlenen kadın turistlerin "yürek hoplattı" diye cılk bir alt yazıyla resimlerini basan medyanın havailiği. Krizin en şiddetli günlerinde yazdıklarımız ortada. Sırf moral vermek için değil hakikati dile getirmek maksadıyla inandıklarımızı seslendiriyorduk. Ne diyorduk? 'Bu kriz, ancak İstiklal Harbiyle mukayese edilebilir. O harbi, o yoksulluk şartlarında zaferle taçlandırmış bu millet bu krizi de yenecektir'. Zaman zaman enflasyonun düşüklüğü zaman zaman umulmadık kalemlerdeki üretim artışı vs beklenmedik çıkışlar oldu. Hükümet dahi şaşırdı. Kriz korkulduğu çapta tahribat yapamadı. Bugün eski şiddetinde değil. Hayli tepelendi. İnşallah yok olması da yakındır. Ümidliyiz.. Ümidimizi hiçbir zaman da yitirmedik. Bakınız turist bekleyen, onları Antalyalarda Kuşadalarında ağırlamak için hazırlanan turizm sektörü, kısmen hayal kırıklığına uğradı. Batılı turist sayısında büyük düşüş olmuş. Buna karşılık. Arap ve İranlı turistlerde patlama yaşanıyor. Mühim olan taksicinin, otelcinin lokantacının, hediyelik eşya satıcısının... cebine, dolayısıyla devletin kasasına döviz girmesi. Turistin şu veya bu memleketten olması önemli mi? Suudi kral, İspanya'ya gitti diye İspanya neredeyse ulusal bayram ilan edecek. Turist sadece kumsal için gelmez. Batılı misafirler, Antalya'dan da Kuşadası'ndan da doydu. Madrid'de Arap turistler için ev imkânlarıyla hizmete sunulan Apartamentos ismindeki otelleri bizzat gördük. Hedef şu. Yabancı misafir memnun kalsın, daha fazla para bıraksın. O halde... İslam ülkeleri bizim için turist kaynağı. Batıyı ihmal etmek gibi bir ahmaklığı ön palana almıyoruz. Bilakis cari bir ahmaklığın telafisi için nefes tüketmekteyiz. Turizmde dahi çifte standart güdülmekte. En azından bir zaman bazı telkinler yüzünden komşu turistler layık olmayan bir şekilde muamele gördü. Batılılar, Türklere dudak bükerek bakıyordu, Türkler de Araplara. Nihayet Turgut Özal zamanında kısa bir süre bir Arap turist fırtınası esti ama bazı sahtekârlıklar yüzünden aldatıldıklarını anlayan bu insanlar bir daha Türkiye'ye dönüp bakmadılar. Sadece sahtekârlıklar değil. Araplara hitap eden Arapça yazıların laikliğe aykırı olduğu yönünde merkeplere kahkaha attıracak cinsten haber yobazlıkları yapıldı. Kıyafetleri bazı uzun dillere dolandı. Ve malum nakarat. 'Araplar bizi I. Dünya Savaşında arkadan vurdu'. Evet bu kahpeliği yapanlar çıktı. O doğru, lakin bir doğru daha var. İttihat Terakki zabitanından bazılarının oralarda ne marifetler çevirdiği de tarihen sabit. Bunları ön palana çıkartıp unutturmayanlar Türkiye düşmanlarıdır. Şimdi... Talih bir kere daha yüzümüze gülüyor... Arabı, İranlısı.. Amerikalarda ve genel olarak batıda terörist muamelesi görüyorlar. O yüzden incinmiş vaziyetteler. Rahatsızlar. Onun için tekrar Türkiye'ye yöneldiler. Kendiliğimizden ayağımıza gelen bu fırsatı akıllıcı değerlendirelim. Turizm şirketleri, bakanlık, herkes üzerine ne düşüyorsa yapmalı. Arap medyasına reklamlar verilerek ziyaretçi sayısını arttırmalı, turizm firmaları kolları sıvamalılar. Turist misafirdir. Misafirlikte aslolan memnuniyettir. Memnun kalan turist tekrar ve çoğalarak gelir. Üstelik Müslüman turistler İslamiyet'in bahşettiği cömertlik ahlakıyla öyle bir sandviç bir kolayla yetinmiyorlar. Ve üstelik bu Müslüman turistlerle birçok ortak tarafımız var. Dinen, tarihen, kültür olarak. Birçoklarıyla daha düne kadar aynı devleti, aynı bayrağı, aynı parayı, aynı payitahtı paylaşıyorduk. Batılı turist yalnızca misafir. Bazıları bize son derecede benzeyen Müslüman turistlerse hem misafir hem kardeş. Bu gözle bakar ve bu gözle baktığınıza onları da inandırırsanız bakınız bacasız sanayi nasıl olurmuş. TRT'nin bir kanalı sadece bu konulara ayrılmalı. Ve İslam Ülkelerinde kablolu yayına girmelidir. Türkiye'de deniz ve kumsaldan öte çok büyük zenginlikler var.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.