Propagandalarla gözlerde efsaneye dönüştürülen İsrail’e ilk darbe, bir Filistin sevdalısı olan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 29 Ocak 2009’da Davos Zirvesi’nde vuruldu.
Bir puta şimşek düşmüştü!..
Kibir putu, bir yara da “one minute/bir dakika!” ihtarından hemen sonra Mavi Marmara seferiyle aldı...
Bir büyüyü bozan, bir efsanenin perdesini yırtan son hamle ise 7 Ekim 2023’te “Filistin Kuvva-yı Millîye”si tarafından yapıldı…
Filistin Millî Kuvvetleri’nin Gazze muhasarasını yarıp, huruç harekâtını başlatmalarının üzerinden 1 ay geçmiş olmasına rağmen Evanjelist-Siyonist İttifakı, hâlâ cesaret edip kara harekâtına teşebbüs edemedi.
Beceriksiz ve şaşkın durumdalar.
Öfke, kudurgan ve azgınlıkları bundan. Gözümüzde Gaziantep’ten farksız olan Gazze’de kara hârekâtı yapmak mangal gibi yürek ister. Korkak siyonistte ise cesaret yoktur. Zulümleri, ruhsuzluklarının ve korkaklıklarının eseridir. Katliamcılar, emsali görülmedik bir nâmertlikle câmileri, hastaneleri, okulları, ambulansları, bebekleri, çocukları, kadınları… vurmaktalar. Çevreden başlayarak hedef küçülte küçülte şimdi ailelere gelmiş bulunuyorlar. Aileler, bütün fertleriyle birer birer imhâ edilmekte …
Evet; şehîdler veriyoruz.
Acımız çok büyük…
Ama onlar, o şehîdler, diriler. Şehadetlerinden sonra ruhaniyetleriyle gelip Filistin Millî Kuvvetleri ve kardeş kuvvetlerle birlikte katilleri Filistin topraklarına gömmeyeceğini hiç kimse iddia edemez. Netanyahu ve ona yardım eden vicdan yabancısı talihsizleri, Ses Bayrakları Kelime-i Tevhîd olan mazlumların elinden kimse kurtaramaz. Çünkü onlar, yüce Allah’ın himâyesindedir.
Görünen o ki Netanyahu ve diğer siyonistler, yakında birbirine düşer, mağlubiyet suçunu üstlenen olmaz. İsrail karışır, nüfus yarıya yaklaşır. Çok güvendikleri hazine dara düşer. Netanyahu da Hitler gibi kendi infazını kendisi yapar, akıbeti berbâd olur.
Filistinli bebeklerin, anaların mazlumların, kimsesizlerin… gözyaşları, Kahhar-ı Mutlak olan sonsuz azamet ve kibriyâ sahibi Allahü teâlânın lütfuyla en öldürücü silaha dönüşerek küffarı perişân etmemesi için hiç bir sebep yoktur. Ciğeri kavrulan anaların-babaların, mazlumların ahı, küffar gibi İslâm ülkelerinin o süfli ve gamsız yöneticilerini de vuracak ve harita bir asır sonra olması gerektiği gibi kökten değişecektir. Bu defa haritayı Türkiye çizecektir. Biz, îmânımız gereği kemiyetçi değil keyfiyetçiyiz. Unutulmasın ki tarihteki hemen bütün muharebelerde sayıca az olan hep biz İslam yahut Müslüman Türk ordularıydık. Buna rağmen zaferi tadan hep biz olduk. Bu defa da 10-15 binlik Filistin kuvvetleri, kıyas kabul etmez Siyonist-Evanjelist kuvvet farkına rağmen İsrail’i hezimete uğratacak, ‘Büyük İsrail’ hayalde kalacaktır. Bu dualar, bu zaferi armağan edecektir! Küffar, bu defa da hesap edemiyor. Doğru, Gazze müdafiî yiğitler bir avuç ama onların arkasında yer götürmez heybet, çokluk ve ağırlıkta leşker-i dua/dua ordusu var, ecdadın, şehîdlerin ervahı var.
Son gülen iyi güler!
Şu hakîkat alaca düşüncelere kapılmadan görülmeli:
Gazze Direnişi, Anadolu’yu korumaktır!..
Millî Savunma Bakanlığımız, hemen her gün bir başka Irak yahut Suriye bölgesinde yaptığımız hava harekâtıyla haydutların cezalandırılmasına dair malumat veriyor. Memnunuz; yüzleri ak zaferleri daim, Allah, yardımcıları olsun. Lâkin, bir gerçek daha var. Bu yapılanlarla görev tamamlanmıyor. Gazze’de çocukları ölen acılı analar da günde kaç kere, dönüp dönüp hasret dolu yaşlı gözlerle göklere bakarak Mehmetçiğin yolunu gözlemekteler…
Bunu görmeli.
Bu hazin manzarayı hatırdan çıkarmamalı.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün baba yurdu Güneysu’da konuştu. Güneysu, İslâm umdelerinden taviz vermediği için Erken Cumhuriyetin kargaşa günlerinde gemilerden atılan bombalarla yaralanmış gazi bir ilimiz olan Rize’nin ilçesidir. Rize’nin buruk bir şeref hatırası vardır. O’nunsa dünya durdukça iftihar edeceği bir kahramanlığı:
90 bin dolayında şehîdimiz olan Sarıkamış Harekâtı’nda en fazla şehîd veren vatan parçamız Güneysu’dur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mânevî ikliminden beslenmiş olduğu işte bu Güneysu’da yaptığı konuşmada Filistin’e dair dedikleriyle yüreklerde ümid çiçekleri açtı.
Ecdadı eslaf gibi Emîr’ül Mü’minîn mevkiînde bulunan ve bundan dolayı da Ümmet’in lideri mes’uliyetini taşıyan Türkiye Yüzyılı’na ermiş Büyük ve Kudretli Türkiye Cumhuriyeti’nin millet iradesiyle mümessili olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, adı geçen ilçemizde Filistin’e dair tarihî bir karar, vaat ve taahhütte bulundu:
Bunu “Türkiye, gerekeni yapacaktır!” diye anlıyoruz. Eminiz ki gözlerinden yaş yerine kan akan Gazzeli mazlumlar da böyle anladılar.
Bu ses, 2 milyarındır.
Türkiye, mazlum kardeşlerini, katillerin insafına bırakamaz. Bir vahşi soykırımı seyredemez.
Omuzlarımıza düşen mukaddes vazifeyi yapmazsak yarın:
-Hazreti Ömer’e
-Salahaddin-i Eyyubî’ye
-Yavuz Sultan Selim Han’a
-Muhteşem Süleyman’a
-Cezzar Ahmed Paşa’ya
-Abdülhamid Han’a
-Emanet-i Mukaddese’nin yağma ve talan edilerek yok olmasına fırsat vermeyip onları Payitaht’a ulaştıran Fahreddin Paşa’ya
-Filistin Şehidlerine
-Sevgili Peygamberimizin kendisine şefkatiyle sahip çıktığı Filistin adındaki yetîm sahabiye
…Ve Kahramanlar Kahramanı Şanlı Peygamber’e -aleyhisselâm- hesap veremeyiz.
Allah, yâr ve yardımcınız olsun.
Âmin Allahüteala razı olsun