CHP öncülüğündeki Millet İttifakı’nın 14 Mayıs 2023 Milletvekili ve 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhur İttifakı’na karşı ağır bir mağlubiyetle seçimi kaybetmesinin kavgası yapılmakta…
Yenilginin mes’ulü olarak Kemal Kılıçdaroğlu takdim ediliyor. Hâlbuki seçim faaliyetlerinde Sn. Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra ittifaktaki parti genel başkanları olduğu gibi İstanbul ve Ankara Belediye Başkanları da oradaydılar. Aksi olsa ve seçimleri Millet İttifakı kazansaydı bugün zaferi sahiplenme yarışını görürdük.
Bu, sorumlu görmenin psikolojik bir yanı var:
Kemal Kılıçdaroğlu adı, seçim kaybetme sözüyle bütünleşmiştir. CHP’nin başına geldiği 2010’dan bu yana 13 yıldır mahallî, milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinden hiçbirini kazanamadı. Bu müzmin mağlubiyetler silsilesi, âdeta tescillenmiş olduğundan 14 ve 28 Mayıs da bilhassa parti içi muhalifleri tarafından genel başkanın sırtına yüklenmektedir.
CHP’de parti içi muhalif kalmış mıdır?
Deniz Baykal’ı şaibeli bir şekilde gönderdikten sonra O’nun yerini alan Sn. Kılıçdaroğlu, önce tıpkı Ecevit gibi "Yeni CHP" demiş fakat ulusalcıların bu söze karşı gösterdikleri mutaassıp tavır üzerine daha sonra telaffuz etmekten vazgeçmişti. Bunu yaptı ve hemen ardından onları partiden uzaklaştırdı. CHP’nin mezhepçi bir yapılanmaya döndüğü toplumda kabul görmüş bir kanaattir. Bugün bu partide görülür planda iki belediye reisi muhaliftir. Biri Bolu Belediye Başkanıdır. Sığınmacılara tüketimin on katı su, gaz ve elektrik faturası yazma tehdidiyle ünlenen Tanju Özcan. Şimdilerde bir grup taraftarıyla birlikte CHP Genel Merkezine doğru yürüyor. Ciddiye alınamaz. CHP’den kesin şekilde gönderilir. Zihni sığınmacılara takılmış, ırkçı bir parti var. Oraya gitmesi beklenir.
Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı adı daha çok geçen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’dur. Sn. İmamoğlu, kaderin kendisine lütfettiği fırsatı değerlendiren bir isim olamadı. Mazisine şöyle bir bakıldığında İstanbul’un merkezden uzak ilçelerinden birinde Belediye Başkanıydı. Buna rağmen bilinmiyordu. Duyulmuş bir eseri yoktu. 2019 Belediye Seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu, bu nâmevcut politikacıyı partisinden aday gösterdi. Bugün olduğu gibi o gün de etiketler hayatı zorlaştırıyordu. Bu meçhul adam Eyüpsultan Camiî’ne giderek -dediğine göre- Yasîn okudu ve semt pazarlarında vatandaşa yakınlık gösterdi. Bu arada iktidar kesimi taraftarlarından bazıları aslından uzaklaşmış örtüleri ve göze batan cipleriyle rahatsızlık uyandırıyorlardı. Seçmen, iktidara ihtar kabilinden İmamoğlu’nu İBB’ye gönderdi. İktidar bu tercihi hazmedemedi. Bir yanlışlık yapıldı. Seçime itiraz edildi. Çıkan kararla sandığa ikinci kere gidildi. İlkinde 13 bin fark varken bu defa fark 6 yüz binleri buldu.
Kaldıramayan için şöhret afettir. Meçhul biri iken önce keşfedilmesi ve sonra da her iki seçimde İBB’yi kazanması ihtiraslarını kamçıladı. Hesap ediyordu. Recep Tayyip Erdoğan, İBB’den parti başkanlığına, Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına yürümüştü. Kendisi neden olmasındı? Hâlbuki olamazdı! Göremediği şuydu: Sn. Erdoğan, çok fena şartlarda aldığı İstanbul’a büyük hizmetler yapmış, millet de O’nu taltif etmişti… Sn. İmamoğlu ise İstanbul’la hemen neredeyse ilgilenmedi. En zor günlerde İstanbul’da İstanbullunun yanında olmadı. Garipliklere imza attı. "Temel atmama töreni" gibi, mahkûmiyet kutlaması gibi. Uzun süre İyi Parti ve CHP arasında karşılıklı kullanmalar oldu. Sonuçta bahsettiğimiz mağlubiyet gelince suçu genel başkana yıkıp soyut bir "değişim" lafını tedavüle sürdü. Ne değişecek, kim değişecek, ne zaman, nasıl değişecek? Bunların cevabı yoktur. Fakat o romantik şirket sözü sakız gibi çiğnenmekte. Denilen veya denilmek istenen şudur: "Kılıçdaroğlu gitsin CHP’nin başına ben gelmeliyim!" Arzusu bu ama tavrı net değil. Lider dediğin, meydana çıkar ve cesaretle mücadelesini yapar. İmamoğlu ise sözde dövüşüyor. Neden? Çünkü Sn. Kılıçdaroğlu gibi Sn. İmamoğlu da lider değildir. Liderlik vasfı doğuştan gelir. Sonradan olmaz. Lider, tehlikeyi göze alabilen, cesaret ve ufuk sahibi, inandırıcı, seçkin insandır.
Diğer yandan -yukarıda da ifade ettiğimiz gibi- Kemal Bey, CHP’yi âdeta tapulamıştır. Delege sanki yakın korumasıdır. Bu durumda "Baba-oğul" mücadelesinde oğulun kazanması mümkün müdür? Ortada bir lider olsaydı çareler bulur ve hedefine kavuşurdu. Zaten lider, imkânsızlıktan imkân çıkaran insandır…
CHP, muhtemelen karışacaktır. Mahallî seçimler yaklaştıkça sesler yükselecek ve mücadele kızışacaktır. Eski genel başkanlar Kılıçdaroğlu’na karşı İmamoğlu’nun yanında yer alıyorlar ama ne kadar etkileri olur belli değil. İçi doldurulmamış bir kelime şeklinde de olsa değişime dair hiçbir şey yapılmamış, hesap vermemiş, helalleşmeyi bile becerememiş, bir ittifakı yönetirken kaybeden taraf olmuş bir CHP’nin yarınları sönüktür.
CHP uzun vadede bölüne, bölüne küçülüp vakıflaşabilir.