Şu günlerde aradığınız bir çok isme ulaşamadığınızdan eminiz. Yalnızca tanımadığınız kimselere veya makam sahiplerine değil, bazı dostlarınıza ulaşamıyorsunuz. Bazı sekreteryalar profesyonel yalan söyleme merkezleri haline getirilmiş. Aradığınızda önce "bir dakika" diyerek irtibat için sizden müsaade istemekte sonraysa karşı taraftan alınan "atlat" talimatıyla yüzünüze karşı yalan söylenmekte. Bu yalan birkaç türlü. "Yoklar", "toplantıdalar", "gelmediler", "biz size döneriz" ve benzerleri. Bunlar, insani ilişkilerde çok çirkin davranışlardır. Bir insan yerinde olduğu halde kendini arayan birine üstelik yardımcısını da zor duruma sokarak çıkmamakta, o yardımcıya rahatça yalanlar söyletmekte. Bilmiyor ki bugün kendisinin düşünmeden yalana alıştırdığı o sekreter, yarın şahsına ve işletmeye ne ziyanlar verecektir. Böylesi kabalıklar eskiden de vardı. Şimdilerdeyse çoğaldı. Neredeyse kimse bulunamıyor. Niçin? Sebep, yaz ayları mı, kriz mi, her ikisinin bir araya gelmesiyle oluşan bıkkınlık, yılgınlık mı? Her ne olursa olsun. Hiç biri mazeret değil. Zaten cemiyetimizde telefonla konuşma adabı hakkıyla yer etmemişti. Daha bir çok kimse kimi bizzat arayacağını, kimi sekreterya ile aratacağını, nereyi bizzat arayacağını, nereyi sekreterya ile aratacağını bilmiyordu. Kime rica edeceğini, kime 'emredersiniz' diyeceğinden haberdar değildi. Bilhassa büyük şehirlerde "alo" ve "efendim"li trafik hayatın can damarıdır. İş, ticaret, ziyaret... onunla yürür. Telefon münasebet ve konuşmaları insanın kendisiyle barışık olmasının, kurumun kalitesinin ve topyekun toplumun aynasıdır. Diğer taraftakine kendini takdim etmeden "alo kimsin?" diye sormak kabalıktır. Lakin bu kaba insan, kabalığı bildiğinden değil cahilliğinden işlemektedir. Mazur görülür. Ya o yerinde olduğu halde birden toplantı haline geçenler, dışarıda olanlar, geri dönme taahhüdünde bulunduğu halde kesinlikle aramayanlar, tekrar tekrar aramanıza rağmen telefona çıkmayanlar, notu almadım diye bahane uyduranlar, ekranda numaranızı görünce cep telefonunu yüzünüze kapatanlar? Onlar kravatlı, diplomalı cahillerdir. Paralı görgüsüzler. İnsandan daha aziz, daha değerli bir varlık mı var? Kendini bilen durduk yere bir başkasını rahatsız eder mi? Arıyorsa mutlaka bir sebebi vardır. İnsan, sadece anlatmaz, dinler de. İnsan, sadece arz etmez, kendine yapılan arzları da kabul eder. İnsan, sadece işleri içinden çıkılmaz hale getirmez, problem de çözer. Bir sekreterin arkasına saklanarak dostlarından veya ihtiyaç sahiplerinden veya görüşme zaruretinde olanlardan kaçanlar... Kendilerini ulaşılmaz zannedenler, aslında öyle zavallıdır ki. Bilmezler ki her defasında bir gönül yıkmaktalar. Gönülleri yıka yıka bir gün dostsuz kimsesiz kalacakları nedense hiç akıllarına gelmez. Çünkü insan, aynı zamanda bir başka insana muhtaç yaratılmıştır. Bir telefon zili... Sonuçta... Ya meçhul saadetlerin... Veya gizli felaketlerin habercisidir.