Biz, çeyrek asır evvel “2023 Büyük Türkiye!” diye bir hedef ortaya koyarken bu tez, belki de bazılarına hayal gelmişti. O tarihî tesbitimizi “Büyük ve Kudretli Türkiye!” sözümüz takip etti. Bunların ardından da “2071 Cihan Devleti Türkiye!” diyerek nihâî hedefi terennüm ettik.
Bunları söylemek zorundaydık. Çünkü; en azından bir asırdır, bu milletin çocukları aşağılık duygusu bombardımanının altındaydı…
Onun için:
-Deden yaptı; sen de yaparsın! diye nesillerimizi cesaretlendiriyorduk.
Bugün yükseldiğimiz safhada; 28 Ekim 2023 günü ‘Asrın Mitingi’nde Büyük ve Kudretli Türkiye, her bakımdan parçamız olan mazlum Filistin’e sahip çıkarken batısı ve doğusuyla zalim ve zalimin dostu devletlere kafa tutup korku salar hâle gelmiştir. Bu bir iftihar edilecek, secdeye kapanacak gelişmedir.
Büyük ve Kudretli Türkiye Cumhuriyeti, geçen asrını tam tahlil ederek yeni bir anayasa ve yanı sıra asla ihmal etmeden millî kanunlarla Türkiye Yüzyılında yol almalı, mânevî kalkınmasıyla nesillerinin ziyan olmasını önlemelidir.
Darbe anayasasına katlanmak ne kadar ayıpsa sömürgeci devletlerden ithal kanunlar mecburiyeti de o kadar ayıptır.
Öyle görüyoruz ki 2023-2053 zorlu yıllarımız olacaktır. Yaşanan dehşet ve kargaşa bunun habercisidir. Bu dönemde arka arkaya birinci sınıf liderler çıkarmamız şarttır. 2023- 2053 arasında çok hassas 30 yıl var. Birlik ve dirlik içinde ve dayanışma hâlinde bu 30 yılı heba etmezsek Türkiye, 2071’de Allah’ın izniyle süper güç, yerli söyleyişimizle Cihan Devleti’dir.
Dünya, 2071’de yeniden Türk Barışı, İslâm Huzuru ve Devlet-i Ebed Müddet’in kurduğu yeni ve âdil nizamla tanışacaktır. 2023’ten 2071’e yürüyerek Kızıl Elma’ya varan Türkiye Cumhuriyeti, yalnızca Türklerin değil, Devlet-i Âli Osman’da olduğu gibi O’nu samimiyetle seven O’ndaki hilal ve yıldıza tutkun herkesin devleti olur.
Dosta güven veren, mazlumu himaye eden, düşmana korku salan Türkiye, yalnızca 777 bin Km2’nin değil, sadece OMT’nin, Memalik-i Şâhâne denen toprakların değil, Türkistan’dan, Şarkî Türkistan’dan Endonezya’dan, Mekke ve Medine’den Somali’ye, Cezayir’e, Endülüs’e, Bosna’ya, Üsküb’e, Kosova’ya, Kırım’a Kafkaslara kadar bütün medeniyet coğrafyamızın devletidir.
‘Türk Asrı’nda; Türkiye Yüzyılında Devlet’te vazife alma bahtına nail olanlar, ‘Kızılelma’ya doğru yürürken yalnızca T.C. vatandaşlarından değil, yalnızca Ümmet’ten de değil, selefleri gibi bütün mazlumlardan ve yoksullardan da sorumlu olacaklardır. Bu ahlâk ve merhamet, Vahiy Medeniyetimizden devraldığımız bir mirastır.
Kanuni’nin koruduğu Açe Sultanlığı Müslüman, kendisinden yardım talep eden Fransa Hıristiyan’dı. 1950’de istiklâlini korumak için şehidler verdiğimiz Kore, semâvî bir dîne sahip değildi.
Bölgemizde er veya geç, I. ve II. Cihan Harplerinde çizilen masabaşı ve cetvel eseri emrivaki haritalar değişecek, zulmün duvarını aşan İsrail, küçülmek, kabuğuna çekilmek zorunda kalacaktır. Büyük ve Kudretli Türkiye, ezberleri bozarak İsrail için sadece 1948 kuruluş haritasını kabul etmeli, 1967 işgalini kesinlikle tanımamalıdır.
II. Cihan Harbi galip devletlerinin kurumları olan BM, AB, NATO gibi teşekküllerin çoğu, 2023-2053 arasındaki yıllarda ya yenilenecek veya çökecektir. Gelişmeleri dikkatle takip etmeli.
ABD, Rusya, İngiltere ve bazı Avrupa devletlerinde ciddi değişiklikler beklenmeli ve hazırlıklı olmalıdır. ABD, SSCB’nin akıbetine uğrayabilir. Büyük Britanya diye başına buyrukluğun sonu uzak değildir.
İİT ve Arap Birliği’nin istikbal vadetmesi zordur. İslâm coğrafyasının büyük kısmında ülke yönetimleri, ilk cihan harbinde emperyalistlerin tayiniyle işbaşına gelmiş sülalelerin işgali altındadır. Bu milletler, bir silkinişle öze dönme yoluna girdiklerinde Türkiye, onlara rehber ve yoldaş olmalıdır. O devletlerde idarelerin aksine halklar, Osmanlı muhabbeti taşımaktadır.
TDT-Türk Devletleri Teşkilatı, en az 3 asrın rüyasıdır. İçinin doldurulması gerekir. Müşterek merkez bankası, üst meclis, ortak ordu, mutlaka ortak alfabe, ortak sözlük ve muhakkak lisan birliği olmalıdır. Ortak pasaport düşünülmeli, vize, bu hayatta yer almamalıdır.
Ecdadımız, bize en doğru imân ve en sağlam itikadı miras bıraktı. Onlara minnettarız. Onu 10 asra yakın yaşatan bu değerlerdir. Arkasında Siyonizmle İngiliz hilebazlığının olduğu bozuk inanışlara iltifat etmemiz yolumuzu şaşırtır. Ehl-i Sünnet Ve’l Cemaat Yolu, Türk Milletinin ve İslâm Ümmetinin mânevî ana caddesidir.
‘Türkiye Yüzyılı’nda 2071 şafağındaki ‘Kızılelma’ya doğru yürürken iki asırdan bu yana yaptığımız gibi taklit eden değil, fikir ihraç eden konuma gelmeliyiz. Sloganlar, fikri çürütür. Tefekkür etmeli ve hamleler yapmalıyız.
Allah, kimseyi devletsiz bırakmasın. Devlet-i Ebed Müddet’in bugünkü temsilcisi Büyük ve Kudretli Türkiye Cumhuriyeti’nin meşakkatli, mes’uliyetli fakat bir o kadar da şerefli yolu açık olsun.
Şu dediklerimizin, burada demediklerimizle birlikte tafsilatı, yarım asra yakın bir zamandır yazdığımız sütunumuzla konuşmalarımızda mevcuttur. Onların üzerinde mesâi sarf edip kafa yormak araştırmacılarımıza, hayata geçirmek devlet adamlarımıza düşer.