Daha büyük bir felâket nasıl olur?
Daha büyük bir acı nasıl yaşanır?
Milletin tarifi malûmdur:
-Kaderde, kıvançta, tasada bir olmak!..
Öyle ise şu felakette, binlerce vatandaşımız acı çekerken tek yürek hâlinde, dayanışma içinde olmamız gerekmez miydi?
Memleketimizin doğu ve güneydoğusunun geniş bir bölgesine tonlarca atom bombası atılmış gibiyiz. Hiroşima’ya bir atom bombası savrulmuştu. Birkaç Avrupa devleti büyüklüğündeki 10 şehrimiz ise defalarca atom bombası yıkımına maruz kaldı.
Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli olarak 6 Şubat sabahı ve öğleninde 9 saat arayla 7,7 ve 7,6 şiddetinde zelzele yaşadık. Diyarbakır’dan Adana’ya kadar canlarımızı yitirdik. Çok yüksek miktarda mal kayıpları verdik. Dünya ayağa kalktı.
Hâl bu iken bizde muhalefet ve bazı muhalefet yandaşları, afeti, fırsata çevirme derdine düştüler! Bu bir utandırıcı vaziyettir. Yaşanan acılardan hareketle 14 Mayıs’ı nasıl edip de lehlerine çevirebileceklerini yoklamaktalar. Ana muhalefet partisi genel başkanının beyanatını esefle okudum. “Engel oluyorlarsa kırın -geçin dinlemeyin!” diyor. Nazik bir vakitte taraftarlarını isyana davet ediyor.
Kim, neye engel oluyormuş?
Kargaşa yaşanmasın diye emniyet tedbirleri, alınıyor, nizam intizam sağlanıyorsa bu, yardımı engellemek mi olur? Dünyadaki uygulamalar da buna benzemiyor mu?
Vaziyet aynen şudur:
Allah, göstermesin!.. Bir veya birkaç düşman devlet, vatanımızı işgal etse, muhalefetten bazıları, bazı program yapan, gazetede yazan, sosyal medyada kalem oynatan hınç ve öfke dolu kimseler, şifa kabul etmez bir Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı, iktidar hıncı ve Cumhur İttifakı öfkesiyle o işgalci düşman kuvvetlerinin yanında yer alırlar!..
Zaten;
15 Temmuz 2016 darbe ve işgal teşebbüsü, bundan başka bir şey değildi!..
Şu afet acısındaki ölçüsüz, mantıksız, politik konuşmalarla, sorumsuz yorum ve sosyal medya hayâsızlıkları, Charlie Hepdo adlı Fransız paçavrası derginin yaşadığımız zelzeleye ait çizimi kapağına koyarak “Türkiye’ye artık tank yollamaya gerek kalmadı!” diye yazmasındaki sevindirik pespayelikle aynıdır.
Bir millet isek.
Aynı İslâm dinine mensupsak…
Aynı tarih, örf, âdetten geliyorsak…
İnsansak…
Böylesi felaketlerde el birliği, fikir birliği, imkân birliği, gönül birliği… yaparak her nev’i menfaat ve beklentiyi elimizin tersiyle iter ‘kaderde, kıvançta, tasada’ bir olmaya bakarız. Ne önceki tarihlerde, dünkü vakitlerde yaşanmış ve ne de bugün yaşamakta olduğumuz asrın felaketi bir parti, ittifak, siyasi görüş, ideoloji, bölge meselesidir!..
Bu büyük facia, devletin ve topyekûn Türk Milletinin meselesi, derdi ve gailesidir. Bunu böyle görmeyip de atom bombalarıyla kıyaslanan bir büyük afeti, politik çarpıtmalar, utandıracak manşetler ve seviyesiz sözlerle seçim yatırımına dönüştürmeye, seçim için malzeme yapmaya kalkışmak, ayıpların ayıbıdır…
Bugünkü muhalefet, iktidarda olsa, bugünkü iktidar da muhalefette bulunsa ve sahnedeki muhalefet gibi kapkara bir oyun sergileseydi onlara da şu dediklerimizi derdik.
Evet; kimse iktidara, Cumhur İttifakı’na destek vermek zorunda değildir. Lakin, muhalefet eden de insan haysiyetine yakışır bir sorumlulukla muhalefet etmeli. Parti ile devleti tefrik edemeyen, afeti menfaate tebdil etme ifratına düşenler, yarın hangi devleti, hangi milleti yönetebilir?
Kimse, binaların inşaat hata ve eksikliği veya başka bir yerde suçu olanlar soruşturulmasın demiyor. Diyemez. Derse vicdansızlık eder. Devlete ve millete ait olan bir meselenin suiistimal edilmesini, fırsatçılığı kınıyoruz.
Milletçe yüreğimiz yanarken bazıları seçim ihtirasında.
Ayıpladığımız budur.
Covid-19 salgını gibi Asrın Felâketi de imtihan oldu.
Böylesi zamanlar, yalnız iktidarlar değil, muhalefet için de imtihandır.
Muhalefet, öncekinde hiçbir varlık gösterememişti.
Bu defa da kaybetti.
Hırçınlığın sebebi budur!..
Şuna eminiz ki:
Günler sonrasında enkaz altından sağ çıkan kardeşlerimiz, dâhil vatandaş, yarın yine Sn. Erdoğan ve Cumhur İttifakı’na oy verecektir. Bu asil millet, icraatla boş sözü, hak ile bâtılı ayırt edecek ferasete sahiptir. Buna rağmen yaşanan fevkalade şartlar itibarıyla seçim aceleye getirilmemeli, aklıselime imkân verilmeli diye düşünüyoruz:
-14 Mayısa bir şey kalmadı. Hâlbuki afetin izlerinin silinmesi zaman alacaktır. Bu süreçte en küçük bir eksiklik, aksama ve hata içeride ve dışarıda mübalağa edilerek seçmenin zihni karıştırılacaktır. Bundan dolayı Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin 10 Eylül 2023 Pazar Günü yapılması daha isabetli olur.
Her şey durulup, acılar tamamen sarıldıktan sonra sandığa gitmek seçimin selâmeti bakımından yerinde olur.