Eğleniyor muyuz?

A -
A +

Çin’deki eğitim hayatını anlatan kısa bir belgesel seyrettim ve çok etkilendim. Çocukların disiplini ve ciddiyeti inanılmaz. El kadar çocuklar sabahları okula yürüyerek gidiyorlar. Okulda temizlik yapıp, çöp topluyorlar. Derslerde büyük bir ciddiyetle oturuyorlar. Bizde hayatı dalgaya alan o ılıman iklimden eser yok.

 

Bu bilinci nasıl kazanmışlar bilmiyorum. Yorulmadan, zorlanmadan, terlemeden başarının mümkün olmayacağını birileri iyi anlatmış bu çocuklara. Eğitimin ciddi bir iş olduğuna ve şaka kaldırmayacağına ikna olmuş gibiler.

 

Bizdeyse “Eğlence yoksa biz de yokuz” kıvamında bir eğitim hayatı var maalesef. Veliler okul müdürüne “Çocuk derste sıkılıyor” diye şikâyet dilekçesi yazıyor. Okul müdürü de veliye “Sıkılacak tabii kardeşim, burası eğlence yeri değil” demek yerine, öğretmeni odasına çağırıp edutainment semineri veriyor.

 

Gamification falan iyi de birçok öğrenci mezun olunca oyun dışı kalıyor. Gençler eğlenerek geçen yılların bedelini öderken, taksit taksit tükeniyorlar.

 

Eğitim sektöründe olanlar şu cümleyi mutlaka en az bir kez duymuştur: “Alanına çok hâkim, harika bir öğretmen. Ama gel gör ki veli iletişimi zayıf.”

 

Ne demek bu? Öğretmen veliyi eğlemiyor demek. Tamam, iletişim becerisi de önemli ama iyi öğretmenin tarifi bu mudur yani?

 

Anneyi babayı memnun edecek. Sınıfta çocukları eğlendirecek. Eğitim kalitesi peki? Hallolur bir şekilde ya! O kadar şey yapmayın!

 

Matematik öğretmeni çarpım tablosunu illa rap şarkısıyla mı öğretmek zorunda? Tarih öğretmeni çocukların ilgisini çekebilmek için niye kaftan giymek zorunda kalıyor? Kek yapmadan kesirleri öğretemez miyiz?

 

Aynı durumu eğitim konferanslarında da fark ediyorum. Bir konuşmacı şov yapmıyorsa, kimse onun oturumuna katılmıyor. Adam iki saat boyunca ciddi bir şekilde yapay zekâ felsefesi anlatsa kötü konuşmacı oluyor. Ama yapay zekâyı anlatırken “erkek beyni-kadın beyni” falan gibi soslar ekleyip işi sulandırsa ondan kralı yok!

 

Nasıl geçti seminer? Harika! Acayip eğlendik. Ne öğrendiniz peki? Eğlenmenin çok önemli bir şey olduğunu…

 

Açın büyük üniversitelerin derslerine bakın. Adamlar kara tahtaya tebeşirle yaza çize ders yapıyorlar. Kendilerini aşan bir ideal uğruna eğitim aldıklarının farkındalar. Bizdeyse üniversite deyince çimenlere yayılıp gitar çalan öğrenci tipi geliyor aklımıza. Çayır çimen geze geze mezun oluyoruz.

 

Fatih Projesiyle okulları akıllı tahtayla donattık ama fetih bilincini yanlış anladık galiba. Çünkü şu anda eğitim sistemi velinin gönlünü fethetmek üzerine kurgulanmış gibi. Öğretmen ancak velinin gönlünü kazanırsa tahtını koruyabiliyor. Veliye göre verilen şerbetler de öğrencileri hayata hazırlamıyor.

 

Hâlbuki öğretmenden beklenen şey, fetih mücadelesinin dirayetini, ciddiyetini ve mücadele azmini öğrencilere aktarmak olmalı. Çünkü bu dünyada kimse sırıtarak, kırıtarak başarılı olmadı, olamayacak.

 

Yani başarı ciddiyete mahkûmdur. En güzel şiirler yorgun kalemlerden akar. Mürekkebe yazarın teri karışmaz, yalnızlığa takat ve kaleme sadakat olmazsa, o kitap yazar öldükten sonra yaşamaz. Uykusuz geceler yoksa, eşsiz diye tarif edilen eserler ortaya çıkmaz. Paha biçilemeyen tablolar ve asla geçilemeyen rekorlar terli ve yorgun yılların çocuğudur. Gerçek başarı, sınav öncesinde verilen suni sancıyla gelmez.

 

Türkiye yüzyılı falan diye coşup duruyoruz ya! Bence bu yüzyılın en önemli gündemi ciddiyet olmalı. Bırakalım artık şu eğlence işini. Bizim eğlenmek yerine dertlenmeye ihtiyacımız var.

 

Başarının ciddiyete mahkûm olduğunu anlamış toplumlar sol şeritten basıp gidiyor. Evde, okulda, iş yerinde sürekli eğlence arayanlar da dörtlüleri yakmış bekliyor.

 

Son yirmi yılda ergenliğe habire duraklama dakikaları ekleniyor. Ama yeter!

 

Tamam, askerî disiplin olmasın ama asgari disiplini de koruyalım bir zahmet.

 

 

 

Salih Uyan'ın önceki yazıları...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Yalınız Efe 3 Nisan 2025 14:17

Saygı ve sevgi, herşey karşılıklı. Öğretmen öğrenciyi, öğrenci veya veli öğretmeni dövmesin. Öğretmenler her öğrenciyle ders yapsınlar. Sadece başarılı öğrencilerle ders yaparak kolaycılığa kaçmasınlar. Hababamdaki Mahmut Hoca'nın "...Başarısız veli vardır" sözü yanlıştır. Başarısız öğretmen vardır.

Seydi Özyiğit 3 Nisan 2025 10:56

Kesinlikle katılıyorum kardeşim okulllarda ders disiplin yok yüzde sekseninde eğitim yok hala çocukları eğlendirici etkinlik yapıyoruz. Sanayide çalışacak eleman yok tamirci berber çırakları Suriyeli bizimkiler liseyi bitirip çırak olmaya gidiyorama işişten geçmiş oluyor 12 yıl safsatası bizi bitird