Saat gece on bire geliyor. Evin içinde bir bağırış, çağırış… Çocuklar sürekli hareket hâlinde ve bir türlü yatmıyorlar.
Kadın bir yandan “Yatın artık!” diye bağırıyor, bir yandan da salondaki çay bardaklarını mutfağa taşıyor. Mutfağa girince damacananın yanındaki su birikintisine takılıyor gözü.
“Mutfağı spaya çevirdiniz” diye bağırıyor ıslak zeminin üzerinden atlarken. “Ellerinin ayarı yok ki! Kuyudan su çekiyorlar sanki!” diye söyleniyor.
Mutfaktan çıkınca önce kızının elindeki telefonu çekip alıyor. Sonra küçük oğlu hâlâ oyuncaklarını toplamadığı için koridorda kovalıyor. Tam yakalayacakken çocuk son anda kendisini banyoya atıp arkadan kilitliyor. “Çıkacaksın oradan elbet!” diye bağırıp salona gidiyor kadın.
Kocası televizyonun karşısındaki koltukta uyuyakalmış. “Kalk, yerine yat!” diye bağırıyor. “Bıktım senin sünepe gibi sağda solda uyuyakalmandan!”
Adam sıçrayıp uyanıyor. Gözlerini ovuşturarak yatak odasına giderken “Ve horlama lütfen!” diyor kadın. “Evin içinde traktör geziyor sen uyurken.”
“Tamam, yan yatarım” diyor kocası.
Bu sırada çocuk banyodan çıkıp koşarak yatağına giriyor. Kız gelip telefonunu istiyor. Biraz atışmadan sonra kız da telefonunu alıp odasına gidince evin içine bir sessizlik çöküyor.
Biraz oyalanıp mutfağa gidiyor kadın. Tezgâhın üzerindeki bulaşıkları üst üste yığıp lavabonun içine atarken, “Yiyin yiyin bırakın böyle. Hizmetçi var evde nasıl olsa!” diye mırıldanıyor.
Sonra telefonu çıkarıp kahve makinesinin başına geçiyor. Kahve tıslayarak fincana dolarken yakın plan bir çekim yapıyor. Sonra salondaki sehpanın üzerine son okumadığı kitabı koyup, yanına da kahvesini yerleştiriyor.
Kamera, fincandan tüten dumanı takip ederek kitap kapağına doğru bir pike yaptıktan sonra hafifçe yükselip duruyor. Kadın ekrandaki yüzüne bakıp gözlerini kısıyor, gülümsüyor ve hafif bir ses tonuyla konuşmaya başlıyor;
“İşte benim için günün en güzel saatleri. Minikleri öpüp yatırdım. Sevgili eşim de uyudu. Şimdi aile saadetine kısa bir mola verip…”
Koridorun duvarlarına çarpa çarpa gelip salonda infilak eden horultu sesiyle çekimi durduruyor kadın. “Ailene de saadetine de…” diye söylenerek yatak odasına gidiyor ve telefonla sert bir şekilde kocasının omzunu dürtüyor. Adam ağzını şapırdatarak uyanmaya çalışırken “Horladım mı?” diye soruyor hemen.
“Horlamadın!” diyor kadın. “Bu horlama değil, başka bir şey! Kapı duvar dinlemiyor. Yan dön!”
Adam yan dönerken o da çıkıp salona dönüyor. Açıyı ayarlayıp yeniden çekime başlıyor;
İşte benim için günün en güzel saatleri. Minikleri öpüp yatırdım. Sevgili eşim de uyudu. Şimdi aile saadetine kısa bir mola verip kendime dönme zamanı. Harika geçen bir günü, kahve ve kitapla taçlandıracağım. Benim için en güzel terapi bu işte. Lütfen siz de yaşadığınız her anın tadını çıkarın. Güzel dostlar biriktirin. Güzel kitaplar okuyun. Ailenizin kıymetini bilin ve bol bol gülümseyin. Şunu da sakın unutmayın! İnsanları yargılamakla meşgulseniz, onları sevmeye zamanınız kalmaz. Sevgiyle kalın.”
Çekimi sonlandırıyor kadın. Birkaç defa seyrettikten sonra görüntüleri montajlayıp videoyu paylaşıyor.
Evin içinde yan yatmış traktörün uğultusu yankılanırken, filtre kahve sehpanın üzerinde soğurken ve cep telefonunun ekranında kalp emojileri resmigeçit yaparken üçlü koltukta uyuyakalıyor kadın.
Salih Uyan'ın önceki yazıları...