Bayramın ikinci günü

A -
A +

“Ve şimdi geriye şu soru kaldı: Sen hiç bayram sabahı tavanın düştüğünü gördün mü?”

 

 

 

Ramazan Bayramı'nın 2. günü, sabah namazı mutfak tarafından hanımın sesiyle uyandım:

 

"Evi su basmış! Çabuk gel, bir şeyler yap!"

 

Bundan daha şoke edici bir alarm sesi olabilir mi? Daha ne olduğunu anlamadan yataktan fırladım. Gözlerimi açtığımda işte o büyük an! Evin içi resmen gölete dönmüş!

 

Halılar sandal gibi yüzüyor. Mutfaktan salon kapısına kadar küçük bir dere oluşmuş. Çocuk odasının perdesinden su damlıyor. Bildiğin iç mekân şelalesi! İSKİ'yi mi arasam site başkanına mı haber versem derken hanım talimat verdi:

 

"Hemen bizim ve komşunun su vanalarını kapat!"

 

Görev belliydi. "Tamam!" diyerek koşar adım su vanalarına gittim. Bizim vanayı kapattım ama su akmaya devam ediyor! Demek ki kaynağı üst komşuda. Zile bastım. Bekledim. Bastım. Bekledim. Yine bastım. Kimse yok! Telefonla aradım. Komşu:

 

"Abi ben evde değilim ama hemen geliyorum!" dedi.

 

Tamam, süper. 10-15 dakikaya komşu geldi. Dairesine girdik. Daha kapıyı açar açmaz tazyikli bir su sesi! Koşarak mutfağa yöneldik!

 

Görüntü şöyleydi: Lavabonun altındaki borudan su, delicesine her yöne yayılıyor! Yerler göl olmuş, halılar suya doymuş! Hemen vanayı kapattık ama iş işten geçmişti. Komşuyu kendi dairesinde perişan bırakıp bizim eve döndüm.

 

Hanım, suyu tahliyesine çalışıyordu. Çocuk odası, koridor ve mutfak komple su dolmuştu. Salona yayılmasın diye halılarla set çektim. Evet, artık iç mekân baraj mühendisiydim!

 

Komşu kendi evini acele toparlamış yardıma geldi. Artık su tahliye ve kurutma operasyonu başlamıştı!

 

3,5-4 saat süren su savaşı! Bütün aile el birliğiyle çalışıyoruz. Bildiğin afet müdahale ekibi gibiyiz! Çekpaslar hummalı bir şekilde çalışıyor. Pencereler açılmış, evin içi kurutulmaya çalışılıyor. Tam "neyse, işin sonuna geldik" derken ara lavabosunun tavanı az kalsın hanımın başına düşüyordu! 3,5-4 saatlik yoğun mücadele sonrası sular tamamen tahliye edildi. Halılar baştan sona yıkandı.

 

Tam bu noktada hanımın birkaç hafta önce bana söylediği bir şey aklıma geldi:

 

"Halıları yıkatalım." Ben ne demiştim? "Bakarız." Şimdi ona "Bak işte, halılar bedava yıkandı!" diyebilir miyim? Hayır! Çünkü o bedava olmadı, aşırı pahalı bir bedava oldu! Neyse ki komşu tüm zararlardan sorumlu oldu. Kısacası, bayramın 2. gününü sudan bir sebeple "farklı" yaşadık! Bir yandan güldük, bir yandan "Cenab-ı Hak beterinden saklasın" dedik.

 

     Rumuz: Bakarız

 

 

 

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.