“Acaba dünya hayatının gerçeklerini görüp hakikatlerini kavrayıp uyanabilir miyim?”
Bilemiyorum ama belki de bu içimdeki çocuk büyümeden yaşım kaç olursa olsun bu dünyadan göçer giderim. Bu yüzden ne yaşarsam yaşayayım hep çocuk yönüm kalmıştır. 45. yaş günümde de aynı durmaktadır.
45 sayısının özel anlamları da var benim için. Rahmetli babam 1945 doğumluydu. Bu yüzden 45 rakamına sempati duyardım. Ayrıca ilimiz olan Manisa’nın plaka kodu da 45’tir. Yani çevremde gördüğüm handiyse her arabanın plakası 45 ile başlar ve bu rakam hep gözüme çarpar. Bu yıl daha çok anlamlar ifade edecek bana bu plakalar. Hep yaşımı hatırlatacak “artık büyü be çocuk” diyecek rakamlarıyla.
Yazının başlığına intiba ve intibah kelimelerini koydum. İntiba, izlenim demek. 45. yaşımdaki izlenimlerimi anlatmak istedim. İntibah ise uyanma, uyanış demek. İntibah, aynı zamanda edebiyatımızdaki ilk edebî romanın ismidir. Tanzimat edebiyatı döneminde (1876) yazılan bu romanın diğer ismi Sergüzeşt-i Ali Bey’dir. Yani Ali Bey’in başından geçen maceraları anlatır. İntibah anlamı ise roman kahramanı olan Ali Bey’in bir gönül macerasından sonra gerçekleri öğrenerek uyanması, hakikati görmesi anlamında kullanılmıştır. İşte ben de 45 yaşımda “acaba dünya hayatının gerçeklerini görüp hakikatlerini kavrayıp uyanış yaşayabilir miyim?” diye bu manalar çağrışım yaptı zihnimde. İnsan yıllar geçtikçe dünyada birçok şeyin anlamını yitirdiğini, kafaya takmaya değmediğini, gereğinden çok kıymet verilmesinin önemsizliğini daha iyi kavramış oluyor. Dünyanın fâniliğini, hayatın geçiciliğini, ecel celladının pusuda beklediğini, temelsiz bir dünyada yaşadığını, "perestiş" ettiği metaların, bel bağladıklarının çok da kıymet-i harbiyesi olmadığını daha iyi anlıyor. Fâni olan bir dünyada, semeresiz olan bir hayatta, sonunda ölüm olan bir yolda kalbimizi bağladığımız masivanın çok da bir değeri yoktur aslında. Fânilik için bakın Ziya Paşa Terkib-i Bend’inde ne diyor:
“Bir katre içen çeşme-i pür-hun-ı fenadan/Başın alamaz bir dahi baran-ı beladan.” Yani fânilik kanıyla dolu çeşmeden bir damla içen, bir daha bela yağmurundan kurtulamaz diyor.
Velhasılıkelam sevgili dostlar Rabbini bulan hangi yaşta olursa olsun bahtiyardır. Onu bulamayan her şeyden mahrumdur, her belaya mahkûmdur, her saadetten yoksundur, her şeyini yitirmiştir.
Cüneyt Aybey/Turgutlu-Manisa
Ünal Bolat'ın önceki yazıları...