“Sayımdan sonra da ben bir iki saat gardiyanları oyalarsam, belki yurt dışına bile çıkmış olur”
Bu hatıralar 1977 yılında yazılmaya başlayan bir mahkûmun günlüklerindendir... Bugünkü hatıra, bir mahkûmun Volta isimli kitabından Gökçeada’dan gerçekleştirilmek istenen bir firarla ilgili anekdottur.
Zeytin ağacının altında, çarşıdan gelecek olan Murat marka kırmızı otomobili bekliyoruz, arkadaşım Kadir A. ile. O da Çarşambalı, çok enteresan. Kan davasından yatıyor. Üzerinden af geçmiş ama çıkamamış. Sekiz yıl daha cezası var. Açık cezaevlerinin boş olması, biraz da ağır cezasının bayağı azalması, tabii koşturanlarının da işi becermeleri ile, Gökçeada açık Cezaevine gelmiş. Gayesi 'Kaçmak' yani firar etmek' Benim için başka bir çözüm yolu yok' diyor. Bir türlü onu ikna edip vazgeçiremedim. Aksine o da beni 'firar etmeye' ikna için uğraşıyor: "Galip Kardeşim, sana son olarak teklifimi yeniliyorum. 15 dakika sonra araba gelecek, motor hazır, balıkçıların arka tarafında bizi bekliyor. İki tabanca ve yeteri kadar gıda maddesi var. Seni karşı kıyıya çıkarırım. Orda ayrılırız..."
Tabii ben kabul etmedim. Neticede araba geldi ve Kadir arkadaşım bindi ve gitti. Hem hüzünlü hem de onun ümitli ve mutlu olmasının verdiği bir memnuniyetle onu yolcu ettim. Yarım saatte motorun yanında olacak, motora binip karşı kıyıya çıkması normal şartlarda iki saatlik bir zaman dilimine denk geliyor. Saat 19.00 ve sayıma iki saat var. Sayıma kadar karşıya geçmiş olacak. Sayımdan sonra da ben bir iki saat gardiyanları oyalarsam, belki yurt dışına bile çıkmış olur. Çünkü Kadir Almanya'ya gitmeye niyetli ve pasaportu vs.si tam tekmil hazır.
Gökçeada Tarım Açık Cezaevi yüz dönüm arazi üzerine yerleşmiş. İş atölyeleri var, davarlar, çobanlık var, balıkçılık var, mandıra var. Var da var. Bayağı gelir getiren bir kurum. Ben muhasebede gözüküyorum ama her tarafa girip çıkıyorum. Kadir de balıkçı gözüküyor ama pek balığa gitmiyor. Başkaları onun yerine gidiyor. Çok usta bir bağlamacı olan Kadir akşamları koğuşlarda veya ağaç altlarında, bazen de 'idare binasında' gardiyanlara saz havaları çalıyor, konser veriyor. Bazen gündüz gölgede ve sota yerlerde saz çalıyor. Yemeği bazen beraber yiyoruz, bazen son zamanlarda gelişen yeni durumlara uyup, gardiyanlarla yiyor. Akşam sayımı onun için dert olmuyor. Zaten cezaevinde jandarma, duvar ve kilit yok. DEVAMI YARIN