“Ben seksen iki yaşındayım. Yeğenimin çocuklarıyla ilgili duygularımı yayınlar mısınız?”
Herkesin çocuğu var ama ben bizimkileri anlatmak istiyorum. Ayşe 5 yaşında Ali 2,5 yaşında. İkisi de güzel mi güzel. Ayşe yaramazca Ali de uslu mu uslu. Ayşe’nin annesi terzi. Ayşe’ye paltolar Ali’ye de ceket pantolon filan dikiyor.
Ayşe gri kürk palto dikti. Çok güzel oldu. Herkes beğendi. Bir sabah Ayşe uyanmış, gidip paltosunun arkasını saçının da önünü çok kötü kesmiş. Annesi sormuş:
“Neden kestin kızım?” demiş.
“İşte kestim” demiş.
Paltoyu görmeye gittik. Ali bize: “Anne anne ablam kakülünü kesmiş” dedi. Koştu bana da söyledi. Öyle üzgün ki ağlamaları. “Oğlum senin palton değil üzülme” diyoruz ama “ olsun ablamın” diyor, gelene gidene söylüyor.
Nükhet’e seslendim: “Kızım işi gücü bırak paltoyu dik çocuk üzülüyor” dedim.
“Olur teyze” dedi.
Öyle güzel çitmiş ki hiç belli değil. Ali çok sevindi, saçı da artık ne zaman uzarsa uzasın.
Ali 4 yaşında anneannesine gelmiş. Ben de gittim, sevdim öptüm. Annesi “ben bunu parka götüreyim, çocuklarla oynasın” dedi. “Ali, kovayı küreği al kumda oynarsın olur mu?” dedim. Park yakında ben banka oturdum. Yanıma bir hanım oturdu. Onun da oğlu vardı ama hareketli bir çocuktu. Hanım Ali’ye baktı: “Ne güzel ne de uslu çocuk” dedi.
Kumları elleriyle koyuyordu:
“Oğlum kürekle koysana” dedim. “Küreğimi almamışım” dedi. “A olmaz, ellerin acır, karşıda dükkân var oraya bakalım kürek varsa alalım” dedim. Varmış pembe ve mavi; biz maviyi aldık. Kimse yoktu, evin zilini çaldık. Kızı balkondan baktı. “Serpil biz Ali’ye kürek aldık. Gelip parasını alır mısın?” dedim. “Ay Ayşe teyze 3 kuruşluk şey için 5 kat inemem, dedesi babama verir” dedi. “Hadi oğlum gidelim” dedim. Parka geldik hanım sordu: “Almadınız mı?” dedi. “Aldık” dedim. Ali’de kürek yoktu: “Kürek nerede?” dedim. “Almadım” dedi. “Neden?” dedim. “Parasını vermedik, alamam” dedi.
Hanım şaşırdı “benimki olsa iki tane bile alırdı” dedi. Az sonra babası geldi: “Oynuyor musun oğlum?” dedi. “Evet” dedi. “Siz gelirsiniz öyleyse” dedi gitti. Hanım: “O bey kim?” dedi. “Ali’nin babası” dedim. “Ne iş yapıyor?” dedi. “Üniversite’de Hoca” dedim. “Ya babaya göre Ali” dedi. Az sonra kalktık, evimize geldik. Annesi anneannesi büyük anne çay içiyorlardı. “Hanımlar size haberlerim var” dedim, “Haydi söyle söyle” dediler. DEVAMI YARIN
Ünal Bolat'ın önceki yazıları...