Cennetin ırmakları Firdevs’ten çıkar…

A -
A +

Bir ırmaktan dört türlü meşrubat birbirine karışmadan akar.

 

 

 

Seyyid Abdülazîz Debbağ hazretleri evliyanın büyüklerindendir. 1090 (m. 1679) senesinde Fas’ta doğdu. 1132 (m. 1720) senesinde aynı yerde vefât etti. Seyyid Ahmed bin Abdullah’ın talebesidir. Talebesi Ahmed bin Mübârek, hocasının menkıbelerini, kerametlerini, “El-İbrîz” adlı eserde toplamıştır. Bu eserde hocasının bazı keramet ve menkıbelerini şöyle nakletti:

 

“Hocamla beraber temiz havalı bir yere gitmiştik. Yanımızda bazı talebeler de vardı. Sohbet ettiğimiz esnada birisi geldi ve; 'Efendim! Kardeşim, sultanın oğlu Abdülmelik ile beraberken ortadan kayboldu. Ondan bir haber bekliyoruz. Kendisini sevdiğim bir zat, kardeşimin sağ olduğunu söyledi. Siz bu hususta ne dersiniz?' diye sorunca, Abdülazîz Debbağ hazretleri hiçbir şey söylemedi. Gelen kişi ısrar edince; “Sen muhakkak benden haber almak istiyorsan, sıhhatli haber al. Allah, Hacı Abdülkerîm’e rahmet eylesin. O hem garip, hem de gaiptir. Onun cenaze namazını kılan sana haber verecektir. Sultanın oğlu onu öldürmüştür” dedi... Birkaç gün sonra hocamın verdiği haberin aynısı geldi.”

 

“Vali ve hâkimlerden bir kısmı, Sultan Nasrullah tarafından görevden alındı. Onlardan birisi göreve tekrar dönmek istiyordu. Abdülazîz Debbağ’dan yardım istedi. Abdülazîz Debbağ hazretleri de ona yardım etti. Sultan o kişiyi tekrar vali olarak tayin etti. Bir süre sonra hocam, valiye haber göndererek, Allahü tealanın kitabını kalbinde taşıyanlara müsamaha edip, iyilik etmesini, vergileri ödemede kolaylık göstermesini rica etti. Fakat makamın verdiği gurura kapılan vali, bu ricayı kabul etmedi. Vali de bir süre sonra tekrar görevden alındı.”

 

Abdülazîz Debbağ buyurdu ki: “Firdevs cennetinde, bu dünyada işitilen veya işitilmeyen bütün nimetler mevcuttur. Cennetin ırmakları, Firdevs cennetinden kaynayıp çıkar. Bir ırmaktan su, bal, süt ve şarap olmak üzere dört türlü meşrubat akar. Nasıl gökkuşağındaki renkler birbirine karışmadan durursa bu dört meşrubat da birbirine karışmadan akar. Bu ırmaklar müminin isteğine göre akar. Hangisini isterse o akar ve onu içer. Bütün bunlar, Allahü tealanın iradesiyle olmaktadır.”

 

“Kulun düşüncesi Allahü tealadan başkasına doğru yönelince, Allahü tealadan uzaklaşmış olur.”

 

“İnsanlar, varlık âleminin efendisi Muhammed aleyhisselamı tanımadıkça, ilahi marifete kavuşamaz. Hocasını bilmedikçe, varlık âleminin efendisini tanımaz. Kendi nazarında insanları ölü gibi kabul etmedikçe, hocasını bilemez.”

 

 

 

Vehbi Tülek'in önceki yazıları...