Müctehidler delillerden hüküm çıkarmışlardır

A -
A +

Hiçbir müctehid, Allah’ın dininde kendi reyi ile konuşmamıştır.

 

 

 

Kâdı İzzeddîn hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 694 (m. 1295) senesinde Mısır’da doğdu. Şafii mezhebinde derin bir âlim olarak yetişti. Kâdı’l-kudâtlık vazifesine tayin edildi. 767 (m. 1365) senesinde hacca gitti. O sene Mekke’de vefat etti. Derslerinde buyurdu ki:

 

Müctehidlerin hepsi, İslâmiyetten buldukları delillerden hüküm çıkarmışlardır. Hiçbir müctehid, Allah’ın dininde kendi reyi ile konuşmamıştır. Mezhebler, Kitab ve Sünnet iplikleri ile dokunmuş birer kumaş gibidir. İctihâd derecesine yükselmeyen herkesin, dört mezhepten dilediğini seçip, bunu taklid etmesi lazımdır. Çünkü mezheplerin hepsi, Cennete giden yolu göstermektedir. Mezheb imamlarından birine dil uzatan kimse, kendi cahilliğini göstermiş olur. Her Müslümanın, mezhep imamlarına karşı edepli davranması lazımdır.

 

Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Kur’ân-ı kerimde icmalen bildirilenleri, yanî kısa ve kapalı olarak bildirilenleri açıklamasaydı, Kur’ân-ı kerim kapalı kalırdı. Resûlullahın vârisleri olan mezhep imamlarımız hadîs-i şerîflerde mücmel olarak bildirilenleri açıklamasalardı, sünnet-i nebeviyye kapalı kalırdı. Böylece, her asırda gelen âlimler, Resûlullaha tabi olarak, mücmel olanı açıklamışlardır. Allahü teâlâ, Nahl sûresinin kırkdördüncü âyetinde meâlen; “İnsanlara indirdiğimi onlara beyan edesin” buyurdu. Beyan etmek, Allahü teâlâdan gelen ayetleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir. Ümmetin âlimleri de, âyetleri beyan edebilselerdi ve kapalı olanları açıklayabilselerdi ve Kur’ân-ı kerimden ahkâm çıkarabilselerdi, Allahü teâlâ Peygamberine, sana vahy olunanları tebliğ et derdi. Beyan etmesini emretmezdi. Mesela Peygamber efendimiz abdesti nasıl alacağımızı hadîs-i şerîfleri ile bize bildirmeseydi, nasıl abdest alacağımızı Kur’ân-ı kerimden çıkaramazdık. Namazların kaç rekat olduktan ve orucun, haccın, zekâtın hükümleri ve keyfiyetleri ve nisab miktarları ve şartları ve farzları ve sünnetleri, Kur’ân-ı kerimden çıkarılamazdı. Kur’ân-ı kerimde mücmel olarak bildirilen hükümlerin hepsi böyledir. Yanî, bunlar hadîs-i şeriflerle bildirilmeseydi, hiçbirini anlayamazdık. Din âlimleri ile mücadele etmek, nifak alametidir.

 

 

 

Vehbi Tülek'in önceki yazıları...