Fransız edip Victor Hugo

A -
A +

Napolyon ordusunda general olan Victor Hugo'nun babası, imparatorun parlak döneminde önemli görevlerde bulundu, birçok dış ülkeye seyahat etti ve Madrid'de valilik yaptı. Hugo, anne ve babası arasındaki geçimsizlikler nedeniyle genellikle annesinden uzak kaldı ve babası ile yaşadı. Hem hayranlık hem nefret!.. Hugo ilkokula İspanya'da başladı ancak İspanyol aristokratlarının çocuklarını kabul eden bu okulda, sonradan soyluluk unvanı almış bir burjuva generalin oğlu olması, alay konusu edilerek dışlanmasına yol açtı. Yazarların ürünleri ile hayat hikâyeleri arasında ilişki kurmak eğilimindeki araştırmacılar, İspanyol okulunda geçen günlerin, Hugo'nun aristokrasiye bir yandan hayranlık duyup bir yandan da nefret etmesi gibi gerilimli bir duyguya kapılarak liberal-demokratik ilkeleri seçmesinde büyük rol oynadığını iddia etmişlerdir... Hugo'nun ilk romanı "Notre Dame'ın Kamburu"dur. (1831) Bugün okunduğunda, yazarın en yüzeysel ürünü olarak değerlendirebileceğimiz bu romanın nispi başarısızlığı, Hugo'nun maddi nedenlerle yayınevinin ısrarına boyun eğerek metnini çok kısa bir sürede tamamlamak zorunda kalmasındandır. Victor Hugo, 1848 İhtilali'nden sonra Cumhuriyetçi saflara geçti ve Cumhurbaşkanlığı için aday bile oldu. Kendisi seçilemedi, ama seçilen Louis Napolyon'u destekledi. Ancak Napolyon da imparatorluğunu ilan edince, Hugo 1851'de Fransa topraklarını terk ederek -yirmi yıl sürecek gönüllü bir sürgünü geçireceği- Channel Adaları'na yerleşti. Burada yazdığı "Sefiller" (1861), onun en çok tanınan ve sevilen eseridir... Millet Meclisine seçildi... İmparatorluk dönemi sona erip "Üçüncü Cumhuriyet" kurulunca, Victor Hugo, Paris'e bir kahraman olarak döndü. Millet Meclisine seçildi, ama politikadan çok edebiyatla ilgilenmeyi tercih etti. 1885'te öldüğünde, büyük bir törenle Pantheon'a gömüldü. Ölürken söylediği son cümle şu oldu: "Kara bir ışık görüyorum!.."