Adam uykusuna sak birisiydi. Yani ne kadar derin uyursa uyusun, en ufak bir gürültü patırtıda uyanıverirdi. Yine böyle bir gece evde bir tıkırtı hissetti... Hemen evine hırsız girebileceğini düşünerek yerinden fırladı. Gerçekten de eve hırsız girmişti. Hırsız da zaten en ufak bir gürültüye duyarlı olduğu için ev sahibinin uyandığını anlamıştı. Ev sahibi haykırarak hırsıza doğru seğirtti... Ne derler sıdk ile kaçana hışm ile koşan yetişemez... Hırsız atik bir davranışla adamın elinden kurtulup kendini sokağa atmayı başarmıştı. Ev sahibi arkadaş hırsız önde bir kovalamacadır başlamıştı...
Adam hırsızın ensesindeydi ama ha yetişti ha yetişecek... Bu durumda olsa da hırsız da yakalanmamak uğruna son gücünü harcıyor kaçmaya devam ediyordu.
Hırsız önde adam arkada bu kovalamaca sürerken bir ses duyuldu yan sokaktan. Vatandaşın birisi heyecan içinde sesleniyordu:
-Heey, çabuk gel çabuk…
Hırsız aldırış bile etmeden çekip giderken, hırsızı kovalayan adam bir anlık kararsızlıktan sonra kendini çağıran sese doğru yöneldi. Nefes nefese kendini çağıran adama vardı:
- Çabuk söyle ne var?
Adam yerdeki ayak izlerini göstererek dedi ki heyecanlı bir şekilde:
-Hırsızın ayak izi var… Onu haber vereyim dedim.
-Ayak izi mi?
-Evet evet… Ayak izini gördüm de vakit geçirmeden, geç kalmadan haber vereyim dedim.
-Yani beni bunun için mi çağırdın buraya?
-Evet…
-Ya geri zekâlı mısın nesin kardeşim. Senin çağırman olmasa ben hırsızı yakalamak üzereydim. Şimdi yaptığını gördün mü, hırsızı kaçırdık…
Adamcağız yaptığı işin samimiyetine rağmen mahcup olarak dedi ki:
-Ben senin hırsızı kovaladığını nereden bileyim? Ben sadece sana iyilik yapmak istemiştim.
Doğruydu. O adam gerçekten iyilik yapmak istiyordu. Ama kendince yüzde yüz haklı olduğu bu davranışıyla esasında iyilik yapacağım dediği kimseye kötülük yapmıştı.
Demek ki her şey yerinde ve zamanındaydı…
Muhsin Kiriş
Bilesin
Henüz tanımadığın dünyaya geldiğin ân.
Sevgi haleleriyle donanır da her yanın,
Çirkinlikle güzelin, yan yana olduğunu.
Büyüyünce anlarsın bu yalancı dünyanın...
Sevgiyle uzattığın elin ısırılanda.
İlk ziyaretidir bu bil ki sana riyanın.
Ayağın tökezlenir sendelersin bir anda.
Bütün sıkıntıları koşar sana dünyanın...
Vakit gelip çatmadan azığını hazır et.
Edebe arkadaş ol, esiri ol hayânın.
Elinde senedin yok belli değil günlerin.
Sonsuzluk diyarında değeri yok dünyanın.
Kimsenin hiç kimseye faydası yoktur asla
Tek gelinen dünyadan yine tekçe gidersin,
Samimiyet gerekir dünyada ve ukbada,
O kullardan daha çok merhametli bilesin.
M. Şefik
Din büyüklerimiz buyurdular ki: "Dünya sevgisi her cins günahın başıdır. Aklına ne gelirse, az veya çok, her cins günahın köküdür. Çünkü 'kül' kelimesi yalnızdır. Dolayısıyla, bu dünya sevgisi demek, ben Allah’ımı sevmiyorum, demektir. Cenabı Hak hiç sevmediğine yardım eder mi? Bu sevgi, bizim ahiret rotamızdır. Çünkü Peygamber efendimiz 'aleyhissalatü vesselam' hadis-i şerifte buyurdular ki; Dünyada kimi seversen, ahirette beraber olacaksın. Ben, Rabbimi seviyorum. Rabbinle beraber olacaksın. Ben nefsimi, şöhretimi seviyorum, sen de onlarla beraber olacaksın. Çünkü (El mer'ü mea men ehabbe.) Buyurdular ki; burada mea kelimesi, bağlaçtır. Liyezon, Fransızca söylediler, sevgi anlamına gelir. Sevgi bir irtibattır, bağlamaktır. Ve herkes, dünyadayken kimi severse, mea, âhirette de onunla beraber olacaktır. Yarın bir sürpriz yok. Ahmet’e çalışıp, Mehmet’ten para beklemek olmaz. Kime çalıştıysan, git parayı ondan al. Bugüne kadar ne söylenmedi ki, ne yazılmadı ki, daha gerisine ne ihtiyaç var? Çünkü, hepsi var."