samdan
camii
hayirli-ramazanlar

CHP’nin “Terörsüz Türkiye” hedefini sabote etme çabaları

A -
A +

Öcalan’ın 27 Şubat açıklamasında PKK’yı ve bütün uzantılarını silah bırakmaya ve demokratik yolları kullanmaya çağırması bazı çevreleri rahatsız etti. Bunlar ortaya çıkabilecek gelişmelere engel olmak ve meselenin aslını çarpıtmak için çeşitli şeyler söylemeye başladı. Bunu yapanlar arasında en önemlisi ve en trajikomiği CHP...

 

CHP görünürde bu sürece destek verme pozisyonunda. Böyle yapmaları samimiyetten ziyade mecburiyetten, çünkü bir taraftan tekrar patlayacak silahların ve ölen-öldürülen insanların sorumluluğunda pay sahibi olurlar diğer taraftan çözüme açıkça karşı çıkmak CHP’yi halk nazarında itibar kaybına uğratabilir. Bu yüzden, CHP, sureti haktan görünerek ve dolambaçlı bir dil kullanarak, süreci baltalamaya çalışmakta. Başka bir deyişle süreci sabote etme faaliyetini kullandığı dille örtmeye, perdelemeye gayret etmekte. Ne var ki CHP yöneticileri bunun halk tarafından görülmediğini ve anlaşılmadığını düşünmekle büyük hata yapıyorlar.

 

CHP genel başkanı sürecin TBMM’nin kontrolünde olması gerektiğini söylemekte. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’u inisiyatif almaya çağırmakta. Bunda hem mantıki bir tutarsızlık hem de bir kurnazlık var. TBMM bir icraat organı değil, ana görevi kanun yapmak. TBMM konuya ilişkin kanun çıkarmak gerekirse elbette devrede olacaktır. Ancak, TBMM’den daha fazlasını beklemek abesle iştigal. İşi sürükleyecek olan yürütme organı. Ancak, bunun Erdoğan’a puan kazandırması endişesi muhtemelen CHP’yi içten içe yiyip bitiriyor. CHP ne derse desin ve ne düşünürse düşünsün, bütün bu gelişmelerde üç isim öne çıkıyor: Bahçeli, Erdoğan ve Öcalan...

 

Bu sürecin hesaplanmış veya hesaplanmamış politik sonuçları olabilir. Özel buna da karşı çıkmakta ve Erdoğan’ı bir anlamda süreçten dışlamak istemekte. DEM ile Erdoğan ve partisi arasında yakın ve samimi bir ilişki kurulmasını istememekte. İyi ama bu hayırlı ve faydalı bir iş. Silah bırakma ilgili aktörlerin bir tür diyalog içinde olmasını gerektiriyor. Buna karşılık CHP, DEM ile yıllardır iş birliği yaptı. Bir defa olsun DEM Parti'den şiddetle olan bağlarını kesmesini istemedi. CHP’ye terörle bağlantılı bir DEM ile iş birliği yapmak 'helalken' terörü sona erdirmek için çabalayan diğer siyasi aktörlere DEM ile bunun için iş birliği yapmak neden 'haram' olsun?

 

Özel, Kürt meselesinde samimi olduklarını ve eskiden beridir yapıcı bir tutum takındıklarını öne sürüyor. Gel de inan! CHP şimdiye kadar bu konuda hangi somut çözüm önerilerini dile getirdi? Benim hatırladığım hiçbir şey yok. Şimdi de sadece yuvarlak ve hoşa gidecek laflar etmekte. Ama konunun özüne dokunmaktan uzak. Her şeyden önce cumhuriyet döneminde boy gösteren Kürt problemi CHP’nin tek parti diktatörlüğü esnasında yaptıklarının eseri. CHP’nin ilk yapması gereken bu gerçeği itiraf etmesi, pişman olduğunu söylemesi. CHP’de şimdiye kadar buna yönelik bir açıklama olmadı. Sonra, CHP hangi Kürt katliamı için özür diledi. Mesela Dersim Katliamı için bir özür geldi mi CHP’den?

 

CHP Kürt meselesinde hassasmış, anladık, ama hassas olması problemi çözmeye yetmiyor. Mesela CHP Kürtçenin eğitim dili olarak kullanılmasını istiyor mu? “Türk vatandaşlığı” kavramından, bir etnisite çağrışımı yaptığı için, vazgeçmeye, onun yerine, anayasal vatandaşlığı kabul etmeye hazır mı? İnsanlara zorla veya beyin yıkamayla “Ne mutlu Türk'üm diyene” dedirtmekten vazgeçmeye niyetli mi?

 

Tek parti diktatörlüğü döneminde yaptıklarıyla Kürt probleminin ana faili olan CHP her zaman olduğu gibi şimdi bu yeni süreçte de yan çizmekte. Süreci saptırmak ve çarpıtmak için manasız ve mantıksız öneriler getirmekte. İşi yokuşa sürmekte ve kendi sorumluluklarını gizlemekte.

 

 

 

Atilla Yayla'nın önceki yazıları...

300
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.