samdan
camii
hayirli-ramazanlar

"İki kardeşiniz daha var!"

A -
A +

“Bu hikâyeyi babam bize anlattığında ağabeyimle ben bile babama şüphe ile bakmıştık...”

 

 

 

Şu anda elimde tuttuğum evraklar babamın geçmişte anlattıklarının hepsini doğruluyor. Babam Çanakkale’de savaşırken bulundukları mevziye top mermisi isabet ediyor. Bir anda ortalık toz duman oluyor. Göz gözü görmüyor. Arkadaşlarının çoğu orada şehit oluyor...

 

Babam da kendinden geçmiş. Ama çok şükür ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılıyor. Önce Sahra Hastanesine, oradan da gemi ile İstanbul’a gönderiliyor. Babam gözünü ilk açtığında yanında bir hemşire görüyor. Konuşacak takati olmadığı için ona teşekkür anlamında gülümsüyor. Hemşire hanım babamın parmağında bir yüzük görmediği için onu bekâr zannettiğinden dolayı babama gönlü kayıyor. Daha bir yakın davranmaya başlıyor. Aylarca hastanede bakımına daha fazla ilgi gösteriyor. Babam ilk başlarda bu durumdan hoşnut olmasa da hemşire hanıma o da yakınlık gösteriyor...

 

I. Dünya Savaşı bittikten sonra çeşitli cephelere ve Çanakkale cephesine gidenlerden sağ olanlar dönüyor, şehit olanların ise künyeleri geliyor. Fakat babamdan hiçbir haber gelmiyor. Çünkü babam hayatta kalabilmek için hemşire hanımın evlenme teklifini kabul ediyor. İstanbul’da hemşire hanımın babadan kalma evlerinde kendilerine yeni bir yuva kuruyorlar. Hemşire hanım varlıklı olduğu için babama çok iyi bakıyor. Kesinlikle ağır bir işte çalışmasını istemiyor. Babamla on yıl beraber yaşıyorlar. İki tane çocukları oluyor. Bazı geceler babamın sayıklamalarından kuşkulanarak baş ucunda bekliyor ve babamın kendiliğinden, geçmişi ile ilgili bir şeyler anlatmasını istiyor. Babam iyice gücüne, kuvvetine kavuşunca kendinde cesaret bularak geçmişi ile ilgili tüm bilgileri üvey annemize anlatıyor. Üvey annemiz her şeyi olgunlukla karşılayıp babamla resmî nikâhlı evli olduklarından dolayı bizlerin nüfusunu da ikisinin üzerine geçiriyorlar. Babama “artık benim iki değil dört tane çocuğum var. Ben öldüğümde senin diğer eşinden olan çocukların da benim mirasımdan pay alacaklar. Ben senin çok kısa zamanda geri döneceğini de biliyorum. Çünkü onlar daha da korumasızlar. Gidersen de sana asla darılmam” diyor...

 

Babam bu konuşmadan bir yıl sonra üvey annemizle ve çocuklarıyla vedalaşıp bize dönüyor ve bir daha da ölünceye kadar bizleri bırakmadı. DEVAMI YARIN

 

 

 

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.