Annenin gözünde çocuk

A -
A +

Anneler bir başkadır gerçekten... Bazen babaların hatalarına kırılan biricik evlatları, yine anneler teselli eder. Babaya karşı menfi duygular beslemesine mâni olucu, yapıcı nasihatlerde bulunur.

 

Belli yaşlarda babaya açılmayan konular, yine anneye iletilir. Bir gruba katılma, bir istek, karşı cinsle kurulan arkadaşlıklar. Hatta evlilikler önce anneye açılır. Babanın hoşuna gitmeyen taraflar, anne tarafından yumuşatılarak ikna sebepleri hazırlanır ve babaya götürülür. Evlat haksız da olsa annesi yanındadır. Savunur, ortamı yumuşatır, tarafları ikna eder.

 

Gurbete düşen evlatların ilk aradığı annedir. Çocuklar her yaşta, annenin gözünde çocukturlar. Üstünün örtülmesi, üşütmemesi, ihmal etmemesi gerekenler bir çırpıda anne tarafından sıralanır. Kaç yaşında olması hiç önemli değildir evladın. Hâlâ minicik, narin, bazen yaramaz, ihtimam isteyen korunması gereken bir çocuktur o.

 

Onun için annelerin dudaklarından sessizce süzülen yumuşacık ve tatlı duaların huzuru özlenir. Kendi açtığı üstünün, annesi tarafından ihtimamla, özenle, şefkatle örtülmesini ister. Azıcık üşütmüş olduğu hâlde, durumunu abartarak annenin telaşlanması hâli özlenir. Gülümsemesi, okşaması, sarılması, ninnileri özlenir.

 

Kötü ve çirkin anne yoktur. Bütün anneler evlatlarının gözünde nadide çiçek, miskler kokan manolya, pırlantaların aciz kaldığı en değerli hazinedirler. Onlar biricik, vazgeçilemez, uzak kalınamaz, müstesna kahramanlar, her sıkıntı ve gamı bir tebessümle bertaraf eden en seçkin psikologlardır.

 

Sevgili, vefakâr, fedakâr, biricik annelerimiz. Sizler ailede barış güvercini, babanın, evlatların işlerinde danışman, çocukların büyütülmesinde öğretmen, komşu akraba kaynaşmasında ara bulucusunuz… Başların tacı, gönüllerin ilacısınız. Kısacası hayata ve mutluluğa açılan kapının altın anahtarısınız…

 

Her gününüz huzurlu, sağlıklı ve mutlu geçsin… İyi ki varsınız… Bizler ne yapardık sizler olmasaydınız… Sevgiyle kalın…

 

     Seyfettin Karamızrak

 

 

ŞİİR

 

 

     Özledim

 

 

 

Düne dönmek isterim, o günleri özledim.

 

Çocuk olmak isterim, o günleri özledim

 

 

 

Zorluğa alıştığım, okulla tanıştığım,

 

Atlarla yarıştığım, o günleri özledim.

 

 

 

Kuru ekmek yediğim, kara lastik giydiğim

 

Eşeğe ters bindiğim, o günleri özledim.

 

 

 

Tadını bilmediğim, bisküvi yemediğim,

 

Yamasız giymediğim, o günleri özledim.

 

 

 

Öküzler otlattığım, keçiler hoplattığım

 

Mantarlar topladığım, o günleri özledim

 

 

 

Nöbetçi der, özledim, yoklarımı özledim

 

Düşlerimi özledim, o günleri özledim

 

 

 

Nöbetçi Şair-Şahin Ertürk

 

 

GÜZEL YURDUMUZ

 

 

BİNGÖL-Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde, yeşillikler ve yaylalar diyarı harikulade güzellikleri bulunan bir ilimizdir. Doğusunda Muş, kuzeyinde Erzurum ve Erzincan, batısında Tunceli ile Elâzığ; güneyinde Diyarbakır ile komşudur. Trafik numarası 12'dir. İsmini Bingöl Dağından alır. Bu dağ üzerinde buzullardan meydana gelmiş pek çok gölcük vardır. Efsaneye göre bu bölgede savaşan ordulardan biri su arar. Köylülerden biri Bingöl Dağını tarif ederek “orada bir göl var” der. Komutan askerleriyle bu bölgeye gidince, fışkıran kaynaklardan meydana gelen binlerce gölcüğü görür "Burası bir göl değil, bin göl!" diye haykırır. Bingöl'ün tarihi çok eskilere dayanır. Bingöl'de ova yok denecek kadar azdır. Bingöl şehir merkezi ovada kurulmuştur. Deniz seviyesine göre yüksekliği 1177 metredir. Bingöl su bakımından da çok zengindir. Yağış, bilhassa kar yağışı çok boldur.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.