Ebû Bekr-i Sıddık Hazretleri ağzında taş taşırdı! İblisin olduğu yerde durmam – Eshabı Kiram

Nasipsiz her devirde var. Hele Efendimiz aleyhisselâm zamanındaki nasipsizler ne kadar da taş yürekliydiler.
ÖMER ÇETİN ENGİN / İLAHİYATÇI - Bir gün güneş ve ay misali Efendimiz aleyhisselâm ile hazret-i Sıddîk-ı ekber birlikte oturuyorlardı. Bir bedbaht kötü huylu kimse gelip hazret-i Ebû Bekr’e dil uzatıp, yakışıksız sözler söylemeye başladı. Efendimiz ise sadece tebessüm ediyorlardı. Fakat adam haddi aştı. Sıddîk-ı ekber de gadaba gelip birkaç söz söyleyince; hazret-i Fahr-i kâinât, yerinden kalkıp gitti.
Hazret-i Ebû Bekr çok üzülüp hemen koşup yetişti ve “Yâ Resûlallah. O kimse gönül incitirken sükut buyurdunuz, bir şey söylemediniz. Ben ona söyleyince, kalkıp gittiniz” deyip hikmetini sual etti. Allah Resûlünün süzme nur dudaklarından şu sözler döküldü:
Yâ Sıddîk! O hayâsız ve bedbaht sana dil uzatmağa başladığı zaman, Allahü teâlâ bir melek gönderdi ki, o kimseyi karşılayıp, kovacak idi. Sen, hemen gadaba geldin; söylemeğe başladın. O melek gidip, yerine iblis geldi. İblis-i la’înin olduğu yerde, ben durmam...
Sıddîk-ı ekber bu hadiseden sonra mübarek ağzında taş taşımaya başladı. Ne zaman söz söylemek lazım gelse, evvela düşünür, sonra o taş parçasını çıkarıp, ne söz söyleyecek ise söylerdi. Sonra o taş parçasını ağzına alıp, tespih ve tehlil ile meşgul olurdu.